Kull. Adı   Şifre :
Ana Sayfa Hakkımızda İletişim Ziyaretçi Defteri Foto Galeri Linkler
 
Kulluğun Esasları : Diğer azaların görevleri
 
 

04/03/2008

DİLİN BEŞ İBADETİ

 

Vacib olanlar:

 

- Kelime-i Şehadet getirmek,

- Kur’an’dan okunması lazım gelen kadarını okumak, (nitekim namazın sıhhati Kur’an okumaya bağlıdır),

- Allah ve Rasulünün emrettiği zikirleri namazlarda telaffuz etmek,

- Rükû ve secdelerdeki tesbihler,

- Rükûdan sonraki “Rabbena veleke’l-hamd”, tahiyyat okumak ve tekbir getirmek gibi bazı emirler dilin namazda yapması gereken görevleridir.

- Selamı iade etmek de dilin görevlerindendir. Selamın başlangıcı konusunda iki görüş vardır.

- Dilin vaciblerinden diğer bazıları da iyiliği emretmek, kötülüğü yasaklamak, cahile ilim öğretmek, sapıkları irşad etmek, gerektiğinde şahidlik etmek ve doğru sözlü olmaktır.

 

Dilin müstehab olan amellerine gelince:

 

- Kur’an okumak,

- Zikrullaha devam etmek,

- Faydalı ilim ve buna benzer konularda, müzakere yapmaktır.

 

Dilin yapması haram olan şeyler:

 

- Allah ve Rasulünü kızdıracak olan şeyleri konuşmak,

- Allah’ın rasülüyle gönderdiği dine aykırı bid’at şeyleri söylemek,

- Bunlara davet etmek, desteklemek ve güzel bulmak,

- Müslümanlara sövmek ve iftira etmek,

- Sözleriyle müslümanlara eziyet etmek,

- Yalan söylemek,

- Yalancı şahidlik yapmak,

- Allah hakkında bilmeden konuşmak, en haram olanı da budur.

 

Dilin yapması mekruh olan şeyler:

 

- Bir cezası olmamakla birlikte terkedilmesi konuşulmasından daha hayırlı olanı konuşmaktır.

Dilin yapması mubah olan şeyler:

 

Selef alimleri dilin mubah yani konuşup konuşmaması denk bir kelamının olup olmaması hususunda iki görüş üzere ihtilafa düşmüşlerdir.

İbn Münzir ve diğer bazılarının naklettiği bu iki görüşün birincisine göre kişinin konuştuğu herşey ya aleyhinde ya da lehindedir. Kişi hakkında lehinde veya aleyhinde olmak dışında başka bir ihtimal yoktur.

Bu grup şu meşhur hadisi delil getirirler:

“Ademoğlunun bütün konuştuktan aleyhindedir, lehine değildir, Allah’ı anması ve onunla beraber olması halindeki konuşmaları bunun dışındadır”.

Yine bunlara göre: Kişinin bütün sözleri yazılır, yazılanlar ya hayırdır ya da şerdir.

Diğer grub ise şöyle derler: Dilin konuştuktan mübahdır, organların hareketlerinde olduğu gibi ne lehinedir ne de aleyhinedir.

Bunlara göre, konuşmaların büyük çoğunluğu emir ya da nehiyle ilgili olmayan şeylerdir, mubah da bu demektir.

 

Netice: Dilin konuşurken sarfettiği sözler hayır ve şer yönüyle denk olamaz. Dil ya hayır yönünde, ya da şer yönünde hareket eder. Dilin durumu diğer organların durumuna benzemez. Ademoğlu sabahlayınca, bütün uzuvlar adeta şöyle diyerek uyanırlar:

 

“Allah’dan kork, biz seninle birlikte bulunuyoruz, eğer sen doğru hareket edersen biz de doğru oluruz, eğer eğri büğrü, hareket edersen biz de eğri büğrü hareket ederiz”

 

İnsanları cehenneme yüzüstü düşüren, çoğu zaman, dilleridir. Dilin teleffuz ettiği herşey öncelikle Allah ve Rasulünün razı olduğu şeylerden olmalıdır. Eğer böyle olursa bu makbul bir konuşmadır, eğer böyle değilse öyle konuşma makbul değildir.

Dil bu yönüyle diğer azalardan ayrılır. Diğer azaların mubah olan hususlar yönünde hareket etmesinde ve ahirette aleyhine bir zarar doğurmayan şeyleri yapmasında kişinin menfaati vardır. Dilin fayda getirmeyecek doğrultuda hareket etmesi ise, sahibine zarardan başka bir şey getirmez. Öyleyse bunlar üzerinde düşün!

Denebilir ki: Eğer dil dünyevi bir menfaat bulunan ve emir ya da nehiy kapsamına girmeyen mubah bir şeyi telaffuz ederse, bunun hükmü o işi yapanın hükmü gibi olmaz mı? Buna şöyle cevab verilebilir:

Dilin böyle bir şeye ihtiyaç duyması halinde bunu telaffuz etmesi hayırlı ve tercihe şayandır, ihtiyaç olmadığı zaman söylenmesi ise manasız ve aleyhine bir iştir.

Eğer, fiil mubah olunca, dilin bu fiile vesile olan hareketi de mübahdır, zira vesileler hükümce maksuda tabiidir, denilecek olursa, cevaben bu lazım gelmez, birşey bazen mubah bilakis vacib olur da, bu şeyin vesilesi mekruh olabilir, mesela nezrin yerine getirilmesi böyledir. Vesilesi mekruh ve yasak olan bir nezrin kendisini ifa etmek vaciptir. Aynı şekilde yerine getirilmesi veya kefaretinin verilmesi vacib olmakla birlikte kerih kabul edilen bir yemin de mekruhtur. Yine halkın ihtiyaç anında soru sorması mekruhtur. Oysa o meselenin halk için ortaya koyduğu şeyden halkın faydalanması mübahdır, gerçekten bu tip şeyler çoktur. Dolayısıyla bazen vesile kendi yapısından dolayı haram ya da mekruh olan müfsid bir şeyi ihtiva eder de bu vesile olduğu şeyin kendisinin haram ya da mekruh olmasını gerektirmez.  

DİĞER AZALARIN İBADETİ

Aynı şekilde organların amelleri de yirmi beş derecedir.

Zira duyu organları:

1 - İşitme,

2 - Görme,

3 - Tatma,

4 - Koklama,

5 - Dokunma, olmak üzere beş tane olup;

Her duyunun da:

1 - Farz,

2 - Müstehab,

3 - Haram,

4 - Mekruh ,

5 - Mubah olmak üzere beş kulluk vazifesi vardır.

1 - İşitme Duyusunun Görevleri

2 - Görme (Bakma) Duyusunun Görevleri

3 - Tatma Duyusunun Görevleri

4 - Koklama Duyusunun Görevleri

5 - Dokunma Duyusunun Görevleri

 

 

 

İŞİTME DUYUSUNUN GÖREVLERİ

 

- Allah ve Rasulünün vacib kıldığı şeyleri dinlemek,

- İslam’ı, imanı ve bunların farzlarını dinlemek,

- Namazda imam sesli okuduğu zaman Kur’an okunuşunu dinlemek ve

- Alimlerin sahih görüşlerine göre cuma hutbesini dinlemek.

İşitme duyusuna küfür ve bidati dinlemek haramdır. Ancak söyleyenin küfrüne şahid olmak veya onu reddetmek veya iman ve sünnetin zıddı olan bidat ve küfür vb. şeyleri dinleyerek iman ve sünnete bağlılığını arttırmak için dinlemek müstesnadır.

Sırlarını senden saklayan ve sırrına senin vakıf olmanı istemeyen birinin sırlarını dinlemen de haramdır. Allah’ın yerine getirilmesi gereken bir hakkının ifşası veya samimi bir müslümana haksızlık ihtiva etmesi bunun dışındadır.

Sesleriyle fitneye düşülmesinden korkulan yabancı kadınların seslerini dinlemek de böyledir. Bundan da şahidlik etmek, bir iş görmek, fetva istemek,muhakeme ve tedavi vb. gibi ihtiyaçlar müstesnadır.

Davul, zurna, ud, tanbur gibi eğlence ve çalgı aletlerinin sesini dinlemek de böyledir.

Dinlemeyi istemediği halde sesi duyunca kulağını tıkaması gerekmez. Ancak kendini O’na kaptıracağından korkarsa o takdirde kulağını tıkar. O vakit bu sesden kaçınması için kulak deliklerini tıkaması gerekir.

Bunun bir benzeri de şudur: İhramlının, kasden güzel bir kokuyu koklaması caiz değildir. Ama rüzgar kokuyu taşıyıp onun burnuna getirirse o zaman burnu tıkamak gerekmez.

Bunun diğer bir benzeri de ani bakışlardır. Elde olmadan meydana gelen ilk bakış haram değilse de kasdi ikinci bakış haram olur.

Dinlenmesi müstahab olan şeylere gelince:

Öğrenilmesi müstehab ilmi, okunan, Kur’an-ı Kerim’i, zikrullahı ve farz olmaksızın Allah’ın razı olduğu herşeyi dinlemek müstehaptir.

Dinlenmesi mekruh olan da bunun tam tersidir.

Mekruh olan ve ikabı gerektiren herşeyi dinlemektir.

Dinlenmesi mubah olanlar ise açıktır.  

 

 

 

GÖRME (BAKMA) DUYUSUNUN GÖREVLERİ

 

Farz olan bakış:

- Mushafa, farz olan şeyleri öğrenmek için ilim kitablarına bakmak,

- Yenecek, harcanacak, infak edilecek veya faydalanılacak şeylerin helalini haramından ayırd etmek için bakmak,

- Erbabına verilecek emanetlerin arasını temyiz etmek için bakmak vb. gibi şeylerdir.

Haram olan bakış:

Bir ihtiyaç olmaksızın mutlak olarak şehvetle yabancı kadınlara bakmaktır.

Bunun istisnaları ise şunlardır: Nişanlının evleneceği kıza bakması, alış veriş eden (sosyal ilişkilerde bulunanların), şahidin, hakimin, tabibin, mahrem sahibinin bakması.

Müstahab olan bakış:

- Kişinin İmanını ve İslamını arttıracak din ve ilim kitablarına bakmasıdır.  

- Mushafa, salih alimlerin ve ana - babanın yüzüne bakmak,

- Allah’ın birliğine, marifetine ve hikmetine istidlalde bulunmak için dış dünyada gözlenebilen ayetlerine bakmak da böyledir.

Mekruh olan bakış:

Faydasız şeylere fuzuli bakmaktır. Dilin fuzuli şeyleri olduğu gibi bakmanın da fuzulisi vardır. Bakmanın nice fuzuli olanları vardırki kurtulması ve çaresi mümkün olmayan öteki fuzuli şeylere götürür. Selef alimlerinden biri:

“Onlar lüzumsuz konuşmayı çirkin buldukları gibi fuzuli bakışları da çirkin karşılarlardı” der.

Mubah olan bakış:

Dünyada ve ahirette zararı ve faydası olmayan bakıştır.

Avret olan şeylere bakmak da haram olan bakışlardandır. Bu da elbisenin altındaki avret ile, kapıların arkasındaki avret olmak üzere ikiye ayrılır.

Eğer birisi kapıların arkasından avrete baksa avret sahibi de ona ok atıp gözünü çıkarsa avret sahibine hiç bir ceza gerekmez ve bakanın gözü heder olur gider. Nitekim Nebi (sav)’in, sıhhatinde ittifak edilen hadisinde böyle geçmiştir:

“Kim izinsiz olarak insanların evinden içeri bakarsa, şüphesiz onların o adamın gözünü çıkarması günah olmaz.” (Buhari, Diyat, 23; Müslim, Adab,43)

Ebu Davud’da:

“Nitekim adamın gözünü çıkardılar ve gözü heder olup gitti” ilavesi vardır. (Ebu Davud, Edeb, 136; Müsned II, 266)

Ne var ki bazı fıkıhcılar bunu diğer nassların desteklemediğini söyleyerek bu hadisi zayıf kabul etmişler veya tevil cihetine gitmişlerdir.

Bu durum bakanın, bakmasını mubah kılacak bir sebeb olmadığı zaman içindir. İçerde kendine ait bir avretin bulunması, veya oraya bakmak üzere emredilmemiş veya izin verilmiş olması halinde durum böyledir.  

 

 

TATMA DUYUSUNUN GÖREVLERİ

 

Farz olan tatmaya gelince:

- Zaruret ya da ölüm korkusundan dolayı haram birşeyi yiyip, içmektir. Eğer yiyip- içmeyi terk eder de ölürse, kendi kendisini öldüren asi gibi ölmüş olur. İmam Ahmed ve Tavus der ki:

“Kim ölü eti yemek zorunda kalır da yemeyip ölürse, o cehenneme girer.”

- Farz olan tatmalardan bir diğeri, sahih olan görüşe göre helaktan sayesinde kurtulacağını bildiği haram ilacdan almaktır. Eğer şifa vereceğini zannederse bu ilacı almak mübahmıdır? Yoksa terk etmek dahamı faziletlidir? Bu konuda halefle selef arasında bilinen bir ihtilaf vardır.

Haram olan tatma:

Öldürücü zehir ve içki içmektir ve farz bir oruç tutarken bir şey tatmak da haramdır.

Mekruh olan tatmalara gelince:

- Şüpheli şeyleri tatmak,

- Gereğinden fazla yemek,

- Yemeğe davet edilmediği halde, aniden gelen yemekten yemek,

- Davet velime ve benzeri toplantılarda riyakarların yemeklerini yemek gibi hususlardır.

Nitekim Rasulullah (s.a.v)’in birbirine gösteriş için ziyafet çekenlerin yemeğinden yemeyi, yasakladığı nakledilmiştir. (Ebu Davud, Et’ime, 7)

- Gönül hoşluğu ile değil de, sadece senden utanmasından dolayı sana yemek yedirenin de yemeğini tatmak mekruhtur.

Tadılması mubah olan şeyler:

- Seni Allah Teala’ya itaat etmeye götüren, O’nun izin verdiği şeylerden tatmaktır.

- Misafirin gönül hoşluğu ile yemek yiyebilmesi için onunla beraber yemek böyledir, böylece misafir doyar.

- Davetine icabet etmesi vacib veya müstehab olan davet sahibinin yemeğinden yemek de böyledir.

Bazı fakihler, şariin emrinden dolayı icabet etmek gereken velime yemeğinden yemenin vacib olduğunu kabul etmişlerdir.

Tadılması mubah olan şeyler, tadılmasında bir günah veya sevab olmayan şeylerdir.  

 

 

 

KOKLAMA DUYUSUNUN GÖREVLERİ

 

Koklama duyusunun beş görevine gelince:

Koklanması vacib olanlar:

- Helal ve haramın arasını ayırdetmek için yapılan her koklama.

- Bir şeyin temiz mi yoksa pis mi olduğunu anlamak için yapılan koklama böyledir.

- Zehirin öldürücü olup olmadığını,

- Faydalı ve faydasız şeyleri tesbit etmek için yapılan koklamalar da bu gruba görer. Bu işi, değer biçenler, tecrübe sahipleri değerlendirme anında yapar.

Koklanması haram olanlar:

- İhramda iken kasden güzel kokuyu koklamak,

- Çalınan ve gasb edileni koklamak,

- Fitneye düşürme korkusu bulunan yabancı kadınların kokularını kasden koklamaktır.

Koklanması müstehab olanlar:

- Allah’ a itaat etmeye yardım olan şeyi koklamak ve duyuları güçlendiren şeyi koklamaktır.

- Nefse ilim ve amel için bir genişlik veren şeyi koklamaktır.

- Hediye edildiğinde reyhan ve güzel kokuyu koklamaktır.

Müslim’in sahihinde varid olan hadise göre Nebi (sav) şöyle buyurur

“Kime Reyhan sunularsa onu reddetmesin, doğrusu o kokusu güzel ve taşıması kolay bir şeydir” (Müslim, Elfaz, 20;Ebu Davud, Teraccül, 6)

Koklanması mekruh olan şeyler:

- Zalimlerin, şüphecilerin vb. gibi kişilerin verdiği kokuları koklamak.

Koklanması mubah olanlar:

- Allah’dan uzaklaştırmayan, dini bir faydası olmayan dinle bir ilgisi de bulunmayan şeyleri koklamak.  

 

 

 

DOKUNMA DUYUSUNUN GÖREVLERİ

 

Dokunma duyusuyla ilgili beş kulluk görevi:

Dokunulması vacib olan şeyler:

- Münasebet esnasında hanımına dokunmak,

- İffetinin korunması gereken cariyeye dokunmaktır.

Dokunulması haram olan şeyler:

- Helal olmayan yabancı kadınlara dokunmaktır.

Dokunulması müstehab olan şeyler:

- Gözü ve nefsini haramdan korumak ve iffetini ve ailesiyle muhafaza etmek için meydana gelen dokunmalardır.

Dokunulması mekruh olanlar:

- Kişinin hazz almak için ihramda zevcesine dokunması,

- Nefsine güvenmediği sürece itikafta ve oruçta da durum böyledir.

- Yıkayandan başkasının ölünün bedenine dokunması da bu kabildendir. Çünkü ölünün bedeni saygı olsun diye dirilere nisbetle avret sayılmıştır. Bu sebeple bir görüşe göre ölünün gözlerden uzak tutulması ve gömleği içinde yıkanması müstehab kabul edilir. Avret kabul edildiği takdirde, erkeğin dizlerine dokunmak da mekruh olur.

Mubah olan dokunmalar:

- Müfsid olmayan ve dini maslahat bulunmayan şeylere dokunmaktır.

Bu dereceler aynı şekilde elle tutmak, ayakla yürümek içinde geçerlidir, bunların örnekleri de açıktır.

Kişinin kendisi, eşi ve çocuklarına yetecek kadar nafakasını kazanması vacibdir.

Doğrusu şudur: Borcunu ödeyebilmek için çalışıp kazanması vaciptir. Bu takdirde zekat vermekle mükellef olmaz. Hacc farizasını eda için kazanmanın vacip olup olmadığını ise araştırmak gerekir.

Delilce en güçlü olanı: İnsanın gücü dahilinde olanı kazanmanın vacib olması ve bu kazandığı ile de ibadetlerini yerine getirebilmesidir.Meşhur görüş ise hacc için kazanmanın vacib olmadığı yolundadır.

Elin tutması vacib olan şeyler:

- Zora düşmüşe yardım etmek,

- Şeytan taşlamak,

- Adest ve teyemmümde elleri kullanmaktır.

Elin yapması haram olan şeyler:

- Allah’ın öldürmeyi haram kıldığı canı öldürmek,

- Korunmuş malı yağmalamak,

- Dövülmesi helal olmayan kimseyi dövmek ve benzeri şeylerdir.

- Tavla gibi oynanması nassla haram kılınmış çeşitli oyunları oynamak,

- Medine ehline göre bundan daha haram olan satranç gibi oyunları oynamak,

- veya Ahmed b. Hanbel gibi hadisci fakihlere ve diğer bazılarına göre buna benzer şeylerle meşgul olmak haramdır,

- Sünnete muhalif bid’at kitapları tasnif veya istinsah (kopya) etmek de böyledir,Reddetmek ve nakzetmek amacıyla yazılması müstesnadır. 

- Yalan, zulüm, haksız bir hüküm, iffetli kadınlara iftira ve yabancı kadınlarla eğlenmekle ilgili şeyler yazmak da bu kabildendir.

- Müslümanlara dinlerinde ve dünyalarında kendilerine zarar verecek yazılar yazmak da böyledir.

- Özellikle yazan bu yazılardan maddi menfaatler elde ediyorsa

“Elleriyle yazdıklarından dolayı, vay onların haline, kazandıklarından dolayı vay onların haline” (Bakara, 79).

- Müftinin Allah’ın ve Rasülünün hükmüne muhalif fetvalar yazması da böyledir. Hataya düşen bir müctehid ise bu müstesnadır, çünkü ondan günah kaldırılmıştır.

Elin yapması mekruh olan şeyler:

- Abes şeyler,

- Haram olmayan oyunlar oynamaktır,

- Yazılmasında hiçbir faydası,dünyada ve ahirette menfaati olmayan şeyleri yazmaktır.

Elin yapması müstehab olan şeyler:

- Dünyada faydası olan veya bir müslümana maslahatı dokunan herşeyi yazmaktır,

- Beceriksize veya sanatkara eliyle yardım ederek ihsanda bulunmaktır.

- Su isteyene kovasından bir miktar su vermek,

- Kovasını hayvana taşımak,

- Taşıyabilmesi için kovayı tutmak veya ihtiyaç duyulan konularda eliyle yardım etmektir.

- Tavafda Rükne eliyle dokunmak da bu kabildendir, dokunduktan sonra elin öpülmesi konusunda iki görüş vardır.

Mubah olanlar:

- Bir zararı ve sevabı olmayan şeyleri tutmaktır.

Yürümenin farz olduğu yerler:

- Cuma namazlarına ve cemaatlara yürümek farzdır,burada zikredilmesi uygun düşmeyen sahih görüşlere göre bu konuda yirminin üzerinde delil vardır,

- Farz olan tavaf için Kabe’nin etrafında yürümek,

- Safa ve Merve arasında binitli veya yaya olarak gidip gelmek,

- Çağırıldığı zaman, Allah ve Rasulü’nün hükmüne yürümek.

- Akrabayı ziyaret, Ana - babaya iyilik için yürümek,

- Tahsil edilmesi ve öğrenilmesi farz olan ilmi öğrenmek için ilim meclislerine yürümek,

- Mesafe yakın ve yolda bir zarar yoksa hacc yapmak için yürümek de yürümenin farz olduğu hususlardır.

Yürümenin haram olduğu yerler:

- Allah’a isyan yolunda yürümektir. Şeytanın yürümesi bu nevindedir. Allah Teala şeytana hitaben şöyle buyurur:

“süvari ve yaya askerlerinle onları yaygaraya boğ” (İsra,64)

Mukatil bunun tefsirinde derki: Onlara karşı binitli ve yaya askerlerinden de yardım al. Dolayısıyla Allah’a isyan yolunda yürüyen veya bineğe binen herkes iblisin askerleridir.

Aynı şekilde bu beş hüküm binicilikle de ilgilidir.

- Gazve, cihad ve farz olan hacc için binek edinmek ve binicilik yapmak farzdır.

Yürümenin müstehab olduğu yerler:

- İlim talebi,

- Ana-babaya iyilik yapmak,

- Akrabayı ziyaret etmek için bineğe binmek müstehabdır.

Arafatta vakfe yaparken “binekli mi olmak daha faziletlidir, yoksa yaya olmak mı?” konusu ihtilaflıdır.

Gerçek şu ki: Arafat’ta vakfe yaparken binitli olmak, eğer hac ibadetlerini öğretmek kendisine uyulmak gibi bir maslahat taşıyorsa, bu dua ve davete daha yardımcı olacak ve hayvana herhangi bir zarar vermeyecekse daha faziletlidir.

- Allah’a isyan yolunda binicilik haramdır.

- Eğlence,oyun ve terki yapılmasından daha hayırlı bir işi yapmak için bineğe binmek mekruhtur.

- Ne sevabın kaçırılması ne de bir günah kazanılması söz konusu olmayan hususlarda binicilik mubahtır.

İşte on aza üzerine düşün. Beşerden toplam elli görevi vardır bunların. Bu on aza ise:

1 - Kalb,

2 - Dil,

3 - Kulak,

4 - Göz,

5 - Burun,

6 - Ağız,

7 - El,

8 - Ayak,

9 - Tenasül uzvu

10 - Kalçadır.  

 

 

Medaricus salikın  (İbn kayyım el cevziyye)

 

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

25/04/2009 - 10:20 Küçük Görülen Büyük Ameller
08/08/2008 - 15:49 Cahil Kime Denir?
08/08/2008 - 15:36 Şeytan ve Çağdaş Takipçileri
08/08/2008 - 15:34 Ey iman edenler, iman ediniz!
08/08/2008 - 15:31 Yaratan Rabbinin Adıyla Oku
27/06/2008 - 17:29 ALLAH'A GİDEN BAZI YOLLARIN AÇIKLANMASI
27/06/2008 - 17:27 İNSAN, EBEDİ SAADET İÇİN YARATILMIŞTIR
27/06/2008 - 17:24 ahlak İlmİnİn, eğİtİmİnİn önemİ ve yararlarI
27/06/2008 - 17:19 AHLAKA OLAN İHTİYAÇ VE ONUN ÖNEMİ
27/06/2008 - 11:32 ISLAH VE TEZKİYEDE ETKİLİ BAZI ÖNEMLİ TAVSİYELER
11/03/2008 - 03:45 Tezkiye
04/03/2008 - 23:17 Kulluğun Esasları : Diğer azaların görevleri
04/03/2008 - 23:08 Kulluğun esasları : Kalbin Görevleri
03/03/2008 - 23:09 Cennet ehlinin vasıfları
 
Multimedia
Anket

Sitemizin yeni halini nasıl buldunuz?

Seçenekler
Kötü
İyi
Çok iyi

Sonuçları Göster

 
 
 
 
Ehlibeyt Gençliği 1

Sevginin Saf Kaynağı
Ehlibeyt Gençliği 3

SONSUZA KADAR ALACAKLI OLMAK
Ehlibeyt Gençliği 2

Allah’a Yolculuk
Ehlibeyt Gençliği 4

İslâm Öncesi Dinlerde Mehdi İnancı
Ehlibeyt Gençliği 5

Gaybet'i Kübradan Sonra
Ehlibeyt Gençliği 6

Algılama ve Düşünme Üzerine
Ehlibeyt Gençliği 6

Ramazan İle Sonsuzlaşmak
Ehlibeyt Gençliği 7

İsrail'i Kim Şımarttı
Yazilan yazilar yazarin kendi sorumlulugundadir. Sitemiz bundan sorumlu tutulamaz
Konuk Yazarlar
Bir Ayet
İman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan bir çoğu fasık kimselerdir.

( Hadid - 16)

Bir Hadis
İmam Rıza(a.s)Buyuruyorki "Kim,fakir bir müslüman'la karşılaştığında,zengin kimseye verdiği selamdan farklı şekilde selam verirse kıyamet günü Allah kendisine gazaplı halde mülakat eder."
Tarih & Saat
Ençok Okunanlar
Yazarlar
Ana Sayfa Hakkımızda İletişim Ziyaretçi Defteri Foto Galeri Linkler

Ehlibeytgencligi.com İnternet üzerinden yayın yapmaktadır. Tüm hakları Saklıdır © 2008 İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Tasarım & Yazılım :
Networkbil.Net