Kull. Adı   Şifre :
Ana Sayfa Hakkımızda İletişim Ziyaretçi Defteri Foto Galeri Linkler
 
Namaz'in farz olusu
 
 
Namaz; Farsça bir kelimedir. Arap dilindeki karsiligi “Salât”tir. Dilimizde de Farsça’da oldugu gibi, belli bir kural ve kaideler çerçevesinde yerine getirilen bildigimiz ...

06/05/2008

Namaz; Farsça bir kelimedir. Arap dilindeki karsiligi “Salât”tir. Dilimizde de  Farsça’da oldugu gibi, belli bir kural ve kaideler çerçevesinde yerine getirilen bildigimiz bedeni ibadetin ismi olarak kullanilmaktadir. Namaz; Islam dininin en fazla önem verdigi ibadettir. Kur’an-i Kerim, Hz. Resul ve Ehl-i Beyt Imamlari’ndan (a.s) bu hususta gelen beyanattan haberdar olan hiçbir kimse, bunu inkar edemez. Bazi bilgisizlerin iddiasinin aksine namaz, özellikle de Ehl-i Beyt mektebinde bütün ibadetlerin basinda yer almis, kiyamet gününde kulun ilk sorgulanacagi ibadetin namaz oldugu vurgulanirken, günde elli bir rekat namaz kilmak, Ehl-i Beyt mektebi mensubu olmanin özel nisanelerinden oldugu, Ehl-i Beyt Imamlarinca kaydedilmistir. (1)
Hz. Resul ve Ehl-i Beyt Imamlari’nin hayatinda da namaz, her zaman ve her halükarda basta ve en önemli mevkide yer almistir. Öyle ki, hiçbir is ve hiçbir tehlike namazi onlarin gözünde ikinci derece konumuna düsürmemistir. Hatta en kritik an olan savas meydaninda düsmanla savastiklari anda bile namaz ön planda olmus ve namaz vakti olunca önce namazlarini kilmis, sonra savasmaya devam etmislerdir.
Ibn-i Abbas diyor: “Hz. Ali (a.s)’in Siffin’de Muaviye ile savastigi sirada ikide bir göge yönelip günese baktigini gördüm. Hazrete, niçin böyle ikide bir günese baktigini sordugumda; Hazret: “Ögle vakti olup olmadigini bilmek için bakiyorum, ögle olunca ögle namazini kilalim” buyurdular. Bunun üzerine ben: “Simdi namaz vakti mi? Biz savasmaktayiz, savas aninda namaz olur mu?” dedim. Hazret: “Meger biz onlarla niçin savasiyoruz? Biz onlarla namazi yasatmak için savasmiyor muyuz?” buyurdular. Ibn-i Abbas ekliyor: “Hazret asla gece (teheccüt) namazini terk etmedi, hatta Harir gecesinde bile gece namazini kildi.” (2)
Hz. Imam Hüseyin (a.s) da Asura günü Kerbela denen o belali çölde ve o kanli savas esnasinda bile namazini terk etmemis, ögle vakti olunca düsmandan namaz kilmak için bir anlik savasi durdurmayi istemis, o Yezidîler bunu kabul etmeyince de, babasi Ali bin Ebu Talib gibi, savasa ve bütün o musibet ve felaketlere ragmen, geri kalan ashabiyla birlikte ögle namazini kilmistir.
Kisacasi namaz, Islam dininin diregi ve en fazla önem verdigi ibadettir. Kur’an-i Kerim, Hz. Resul ve Ehl-i Beyt Imamlari’nin açiklamalarinda hiçbir ibadete namaz kadar önem verilmemistir. Biz Ehl-i Beyt mektebinin mensuplarinin görüsü de bundan gayrisi degildir. Bizim burada namaz hakkindaki Kur’an-i Kerim’in bütün ayetlerine ve Hz. Peygamber-i Ekrem ve Ehl-i Beyt Imamlari’nin namaz hakkindaki bütün beyanlarina yer vermemiz imkansizdir. Ancak örnek olsun diye, Kur’an-i Kerim’in namazla ilgili ayetlerinden ve Hz. Resul ve Ehl-i Beyt Imamlari’nin namaz hakkindaki açiklamalarindan bazilarini zikretmekle yetinecegiz. Daha fazla bilgi edinmek isteyen kardeslerimiz, ilgili detayli kitaplara müracaat edebilirler.
Yukarida namazin Arapça karsiliginin “salât” olduguna isaret etmistik. Salât kelimesi ve bu kelimeden üretilen çesitli kipteki kelimeler Kur’an-i Kerim’de birbirine yakin manalarla yüzü askin ayette geçmektedir. Bu ayetlerin bazilarinda kesinlikle rahmet, magfiret, dua ve niyaz anlamlarini ifade ederken, diger bazilarinda da kesinlikle, bildigimiz namaz ibadetini ifade etmektedir. Asagida zikredecegimiz örnekler bunu açik olarak gözler önüne serecektir.
Allah Teala söyle buyuruyor: “Allah ve melekleri, Peygambere salât etmektedirler. Ey iman edenler! Siz de O’na salât edin ve O’na selam verin.” (3) Bu ayet-i kerimede genis zaman ve emir kipinde kullanilan salât kelimelerinden kesinlikle rahmet indirme ve dua etme anlamlari kastedilmistir.
Yine Allah Teala söyle buyurmustur: “...Onlara salât (dua) et. Muhakkak ki senin salâtin (duan), onlara huzur ve sükunet verir. Süphesiz Allah isiten ve bilendir.” (4) Bu ayet-i kerimede de salâtin dua anlaminda kullanildigi açiktir.
Yine Cenab-i Hak söyle buyurmustur: “Iste Rablerinden salâvat  ve rahmet hep onlaradir. Dogru yolu bulan da onlardir.” (5) Bu ayet-i kerimedeki salât kelimesinden üretilen  salâvat kelimesinin de af ve magfiret anlamina geldigi açikça gözler önündedir. Bunlarin benzeri diger ayetler de mevcuttur. Ancak Kur’an-i Kerim’de salât kelimesi ve bu kelimeden türetilen diger kelimeler daha çok bildigimiz bedeni ibadet olan namaz manasinda kullanilmistir. Bu, bizatihi ayetlerin kendilerinden de anlasildigi gibi, Hz. Resul ve Ehl-i Beyt Imamlari’nin bu ayetlere getirdikleri yorumlar da ayni dogrultuda olmustur. Simdi bu ayetlerden birkaç örnek verelim.
Allah Teala söyle buyuruyor: “Sen de içlerinde bulunup onlara salâti ikame ettigin (namazi kildirdigin) vakit, onlardan bir bölük seninle beraber salâta (namaza) dursun, silahlarini da yanlarina alsinlar. Secde ettikten sonra bunlar arkaniza geçsinler, salât (namaz) kilmayan öbür grup gelip seninle salâtlarini (namazlarini) -kisaltilmis olarak- kilsinlar, korunmaliklarini ve silahlarini da yanlarina alsinlar. Çünkü kafirler sizin esyanizdan ve silahlarinizdan gafil kaldiginizda birden üzerinize saldirmayi arzularlar...” (6) Bu ayet-i kerimede savas esnasinda salâtin (namazin) nasil kilinacagi açiklanmakta ve bildigimiz namaz kastedilmektedir.
Yine Allah Teala söyle buyurmustur: “Salâti (namazi) bitirdiginiz zaman, ayakta, oturarak ve yanlariniz üzerine uzanarak Allah’i zikredin. Güvene kavusunca da salâti  ikame edin (tam olarak yerine getirin). Çünkü salât (namaz), müminlere vakitli olarak yazilmistir (farz kilinmistir).” (7) Görüldügü üzere bu ayet-i kerimede de salât kelimesi açikça namaz anlaminda kullanilmistir.
Kur’an-i Kerim’de namaz kadar hiçbir ibadetin önemsenmedigine isaret etmistik. Gerçekten de Kur’an-i Kerim’e kisaca bir göz atan hiçbir kimse, onda en fazla üzerinde durulan ibadetin namaz oldugunu inkar edemez.
Kur’an’da bir iki defa degil, defalarca  her seyden önce namaz kilmaya emredilmistir. Yine Kur’an’da namaz kilanlar ilahi övgüye mazhar olurken, namaz kilmayan kimseler siddetle kinanmistir. Keza namaz kilanlar için büyük ilahi mükafatlar va’dedilirken, namaz kilmayanlari büyük ilahi azabin bekledigi açik bir dille ortaya koyulmustur. Ilaveten, Kur’an-i Kerim’de namaz ibadetinin bütün ilahi dinlerin ortak ibadeti oldugu vurgulanirken, bütün ilahi elçilerin en fazla önemsedigi ibadetin de namaz oldugu, hatta onlarin Allah Teala’dan kendilerini namaz kilanlardan kilmasini diledikleri ve namaz kilmanin bütün enbiyanin ortak vasfi oldugu gözler önüne serilmistir.
Allah Teala söyle buyuruyor: “Salâti (namazi) ikame edin (gerektigi gibi kilin). Zekati verin ve rüku edenlerle birlikte rüku edin.” (8)
Yine söyle buyurmustur: “Namazi kilin, O’ndan sakinin ve bilin ki, dönüsünüz O’nadir.” (9)
Yine söyle buyurmustur: “Iman eden kullarima de ki: “Içinde alisveris ve dostluk olmayan gün gelip çatmadan namazi dosdogru kilsinlar ve kendilerine rizk olarak verdigimiz seylerden gizli ve açik olarak Allah yolunda harcasinlar.”(10)
Yine söyle buyurmustur: “Ey iman edenler! Rüku ve secde edin, Rabbinize kulluk edin, hayirlar isleyin ki, kurtulasiniz.... Öyleyse, namazi dosdogru kilin, zekat verin ve Allah’a simsiki sarilin. O, sizin sahibinizdir. Ne güzel sahip ve ne güzel yardimcidir O.” (11)
Yine söyle buyurmustur: “Namazi dosdogru kilin, zekat verin ve Allah’in Resulü’ne itaat edin ki; rahmedilesiniz.” (12)
Yine söyle buyurmustur: “Allah’a yönelin, O’ndan sakinin, namazi dogruca kilin ve müsriklerden olmayin.” (13)
Yine söyle buyurmustur: “Gerçekten Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden az bir zamanda ve gecenin yarisinda ve üçte birinde, seninle beraber olan bir grup ile beraber kalkip namaz kildigini biliyor. Gece ve gündüzü takdir edip planlayan Allah’tir. Allah, sizin bu vakitlerde kalkmaya güç yetiremeyeceginizi biliyor. O, sizin tevbenizi kabul etti. Artik Kur’an’dan okuyabildiginiz kadar okuyun. Allah, sizden hastalananlarin olacagini ve çikip yeryüzünde Allah’in fazlini (rizkini) arayan baskalarinin bulunacagini ve diger baskalarinin da çikip Allah yolunda cihad edecegini biliyor. Artik size müyesser oldugu kadar Kur’an okuyun, namaz kilin, zekat verin, Allah için güzel bir sekilde borç verin ki; kendi lehinize takdim ettiginiz her hayri Allah katinda daha yararli ve mükafatça daha büyük olarak bulacaksiniz ve Allah’tan bagislanma dileyin, süphesiz O, çok bagislayan ve çok aciyandir.” (14)
Bütün peygamberlere gelen vahiyde namaza emredildigine, onlarin da en fazla namaza ehemmiyet verdiklerine ve Allah’tan kendilerini namaz kilanlardan kilmasini dilediklerine isaret etmistik. Allah Teala bu hususta söyle buyuruyor: “Onlari (peygamberleri) emrimizle yol gösteren önderler kildik. Onlara iyilikler yapmanin, namaz kilmanin, zekat vermenin yapilisini vahyettik ve onlar Bize kulluk edenlerdendiler.” (15)
Yine Hz. Isa (a.s)’in dilinden söyle buyurmustur: “Ben Allah’in kuluyum, bana kitap verdi, beni peygamber yapti, nerede olursam olayim beni mübarek kildi ve sag oldugum müddetçe bana namaz ve zekati emretti.” (16)
Yine tevhid kahramani Hz. Ibrahim (a.s) oglu Hz. Ismail ve annesi Hacer’i Mekke çölünde yerlestirince Allah Teala’ya söyle dua etmistir: “Ey Rabbimiz! Ben zürriyetimden bir kismini, ekinsiz bir vadide saygin olan evinin yaninda iskan ettim. Rabbimiz! Onlari iskan ettim ki, namaz kilsinlar. Insanlardan bazi gönülleri, onlara yönelt ve onlari bazi nimetlerle riziklandir ki sükretsinler.” (17)
Yine o Hazret kendi ve zürriyeti hakkinda söyle dua etmistir: “Ey Rabbim! Beni namaz kilan eyle, zürriyetimden de. Ey Rabbimiz! Duami kabul et.” (18)
Yine Allah Teala Hz. Ismail peygamber hakkinda söyle buyurmustur: “Kitapta Ismail’i de an. O çok dogru sözlü, peygamber ve resul idi. Ailesine namaz ve zekati emrederdi.” (19)
Yine Allah Teala, halis kulu Hz. Lokman’in ogluna olan vasiyetlerinde namaz kilmaya da emrettigini söyle nakletmistir: “Ey ogulcugum! Namazi dogruca kil, iyilige emret, kötülükten sakindir. Basina gelen musibetlere karsi dirençli ol ki, bütün bunlar önemli islerdir.” (20)
Yine Allah Teala Israilogullari hakkinda söyle buyurmustur: “Andolsun ki, Allah Israilogullarindan söz aldi ve biz onlardan on iki baskan seçtik. Allah onlara dedi ki: “Ben sizinle beraberim. Eger namaz kilar, zekat verir, elçilerime inanir, onlara destek olursaniz, Allah için güzel bir sekilde borç verirseniz, günahlarinizi sizden silecegiz ve sizi altlarindan nehirler akan cennetlere koyacagiz. Artik bu sözlesmeden sonra sizden kim küfre girerse, o dogru yoldan tamamiyla sapmis demektir.” (21)
Yine Allah Teala kendilerine kitap verilen bütün ümmetlere namazi emrettigini söyle açiklamistir: “Kendilerine kitap verilenler, ancak kesin delil ve hüccet onlara geldikten sonra ihtilafa düstüler. Halbuki onlara yalnizca, halis olarak Allah’a kulluk etmeleri, namaz kilmalari, zekat vermeleri emredilmisti. Iste dogru din de budur.” (22)
Son elçisi olan Hz. Resul-ü Ekrem’e de namaz hususunda söyle buyurmustur: “Kitaptan sana vahyedileni oku ve namazi dogruca kil. Çünkü namaz, fahis ve igrenç seylerden alikoyar...” (23)
Yine o Hazret’e söyle buyurmustur: “Ailene namazi emret ve kendin de onda istikametli ol. Biz senden rizk istemiyoruz. Seni riziklandiran Biz’iz. Hayirli sonuç ise takvanindir.” (24)
Allah Teala’nin namaz kilanlari övdügünü ve onlara mükafat va’dettigini, namaz kilmayanlari ise siddetli bir dille kinadigini ve onlar için de azap va’dettigini söylemistik. Allah Teala bu hususta söyle buyurmustur: “Süphesiz, iman edip iyi isler yapanlar, namaz kilanlar ve zekat verenler için Rableri katinda mükafatlari vardir. Onlar için bir korku ve hüzün de olmayacaktir.” (25)
Yine söyle buyurmustur: “Onlar ki, namazi dogruca kilarlar ve Allah’in onlara verdigi rizktan nafaka verirler (Allah yolunda harcarlar). Iste gerçekten mümin olanlar onlardir. Onlar için Rableri katinda dereceler, bagislanma ve güzel bir rizk vardir.” (26)
Yine Cenab-i Hak söyle buyurmustur: “Mümin erkekler ve mümin kadinlar birbirlerinin dostu ve sahibidirler. Iyilige emreder, kötülükten sakindirirlar, namazi dogruca kilarlar, zekati verirler, Allah’a ve elçisine itaat ederler. Iste bunlara Allah rahmet edecektir. Süphesiz Allah izzet ve hikmet sahibidir.” (27)
Yine Allah Teala söyle buyurmustur: “Ve onlar ki, Rablerinin rizasini kazanmak için sabrederler, namazi dogruca kilarlar, gizli ve açikça Allah’in onlara verdigi rizktan Allah yolunda harcarlar ve kötülügü iyilikle giderirler. Iste dünya yurdunun sonucu onlarindir. Onlar, salih olan babalari, esleri ve çocuklari ebedi kalinacak cennetlere girecekler. Melekler de her kapidan yanlarina girer; “Sabrettiginizden dolayi size selam olsun, dünya yurdunun sonucu ne güzeldir” derler.” (28)
Yine Allah Teala söyle buyurmustur: “Bunlar, herseyi yerli yerinde olan o kitabin ayetleridir. Iyilik ve güzellik yapanlar için, hidayet ve rahmettirler. Onlar ki, namazi dogruca kilarlar, zekati verirler ve ahiret hayatina gerçekten inanirlar. Iste onlar, Rablerinden gelen hidayet üzeredirler ve asil kurtulusa erenler de onlardir.” (29)
Namaz kilanlar için yapilan bu övgü ve verilen bu güzel va’dlere karsi, namaza ilgisiz olan ve namazdan kaçanlar için ise, Kur’an-i Kerim’de agir bir kinama ve azap va’di oldugunu görmekteyiz.
Allah Teala söyle buyuruyor: “Herkes kazandigindan dolayi rehin kalacaktir. Sag ehli olanlar hariç. Onlar cennetlerde azgin suçlulara soracaklar: “Sizi cehenneme sokan nedir?” Onlar: “Biz namaz kilanlardan olmadik, miskinlere yemek yedirmedik, dalanlarla beraber bos seylere daldik, mükafat ve ceza gününü yalanladik, nihayet ölüm ile bize yakin geldi” diyecekler.” (30)
Yine Cenab-i Hak söyle buyurmustur: “Hayir, ruh köprücük kemiklerine dayaninca, “yukari çeken kimdir” denilince, bunun temelli bir ayrilis oldugunu anlayinca ve ayaklar birbirine dolasinca, iste o gün sevkiyat Rabbininin huzuruna olacaktir. Hayir, o, ne hakki dogruladi, ne de namaz kildi. Fakat yalanladi ve arkasini döndü. Sonra böbürlenerek ailesine gitti. Helak olasin, helak! Yine helak olasin helak!...” (31)
Yine Allah Teala söyle buyurmustur: “Fakat onlardan (peygamberlerden) sonra yeni bir nesil geldi. Onlar namazi zayi ettiler, sehvetlerine uydular. Iste onlar yakinda kötü bir ceza ile karsilasacaklar.” (32)
Bunlar namazla ilgili Kur’an-i Kerim’de geçen ayetlerden bazi örneklerdi. Hadislere gelince, Hz. Resul ve Ehl-i Beyt Imamlari’nin Islami mevzular içerisinden en fazla namaz üzerinde durduklarini ve en çok bu hususta açiklama yaptiklarini görmekteyiz. O mübarek zatlarin Ehl-i Beyt ekolu kanalindan gelen namaz hususundaki nurlu beyanlarindan bazilari söyledir:
Hz. Ali (a.s), Resulullah (s.a.a)’in söyle buyurdugunu rivayet etmistir: “Namaz dinin diregidir. Kiyamet gününde insanoglunun amellerinden ilk bakilacak olan da odur. Eger o dogru olursa, diger amellerine de bakilacak, eger dogru olmazsa, diger amellerine bakilmayacaktir.” (33)
Bir rivayette de Hz. Resulullah’in söyle buyurdugu geçer: “Namaz dinin diregidir. Kim, onu kasitli olarak terkederse, dinini yikmis olur.” (34)
Hz. Imam Sadik (a.s) Hz. Resulullah’in söyle buyurdugunu nakletmistir: “Namaz çadirin diregi gibidir. Direk saglam olursa, çadir bezi, kazik ve ipin bir faydasi olur. Direk kirilirsa, ne ipin, ne kazigin, ne de çadir bezinin bir faydasi kalmaz.” (35)
Hz. Imam Muhammed Bakir babalari araciligiyla naklettigi bir hadiste söyle der: “Bir gün Hz. Resulullah ashabina: “Eger birinizin evinin önünden bir nehir akar ve o adam, günde bes defa o nehirde yikanirsa, hiç bedeninde bir kir, bir pislik kalir mi?” diye sordu. Ashap: “Hayir, onda hiçbir pislik kalmaz” dediler. Bunun üzerine Hazret: “Iste bes vakit namaz da böyledir. Namaz akan bir nehre benzer, farz namazlardan her biri kilininca kendinden önceki namazla kendisi arasinda olan günahlarin silinmesine vesile olur” buyurdular.” (36)
Hz. Ali (a.s) söyle buyurmustur: “Namaz konusuna önem verin, onu koruyun, fazla olmasi için çalisin ve onunla Allah’a yakinlasin. Çünkü o, vakitli olarak müminlere farz kilinmistir. Ates ehlinin; kendilerine: “Sizi cehenneme sokan nedir?”(37) soruldugunda: “Biz namaz kilanlardan olmadik”(38) cevabini vereceklerini duymamis misiniz?
Bilin ki namaz, yapragin dökülmesi gibi, insandan günahlari döker ve kölenin hürriyetine kavusmasi gibi insani, günahlardan kurtarip azad eder. Resulullah onu, insanin kapisi önünde olup gece gündüz bes defa yikandigi bir çesmeye benzetmistir. Hiç böyle bir kimsenin bedeninde bir kirlilik kalir mi?
Müminlerden; dünya ziyneti, dünya mali ve göz aydinligi olan evlat, kendilerini namaz kilmaktan alikoymayan kimseler onu hakkiyla tanimislardir. Allah Teala; “Öyle kisiler ki, ne ticaret ne alisveris onlari, Allah’i anmaktan, namaz kilmaktan ve zekat vermekten alikoymaz”(39) buyuruyor. Hz. Resulullah da, cennetle  müjdelendigi halde, Allah Teala’nin; “Aileni namaza emret, kendin de onda israrli ol”(40) buyrugundan dolayi, namaz kilmaktan bitkin düserdi. Hem ailesini namaza emreder, hem de kendi nefsini namaz kilmakta israr ettirirdi.”(41)
Ebu Osman dedi ki; “Salman-i Farsi ile birlikte bir agacin gölgesinde oturdugumuz bir sirada, Salman agacin budaklarinin birinden tutarak salladi. Agacin yapraklari dökülmeye basladi. Sonra bize dönerek: “Neden niçin böyle yaptigimi sormuyorsunuz?” dedi. Biz: “Niçin böyle yaptigini bize anlat” dedik. Bunun üzerine Salman söyle dedi: “Bir gün biz de Hz. Resulullah ile birlikte bir agacin gölgesinde oturmustuk. Hazret, agacin bir budagindan tutarak silkeledi, agacin yapraklari dökülmeye basladi. Hazret bize: “Niçin böyle yaptigimi soracak degil misiniz?” buyurdu. Biz: “Ey Resulullah! Niçin böyle yaptigini bize bildir” dedik. Hazret: “Müslüman bir kul namaza durdugu zaman, günahlari bu agacin yapraginin döküldügü gibi, dökülmege baslar” buyurdular.”(42)
Hz. Imam Sadik (a.s) babalari araciligiyla Hz. Resulullah’in söyle buyurdugunu rivayet etmistir: “Her namaz vakti oldugunda bir melek insanlar arasinda söyle nida eder: “Ey insanlar! Kalkin ve namazinizla sirtinizda yaktiginiz atesi söndürünüz!”(43)
Muaviye bin Vehep diyor; “Hz. Imam Sadik (a.s)’a: “Kullarin Allah’a yaklasmasini saglayan en faziletli amel nedir?” diye sorunca; Hazret: “Ben, marifetten sonra bu namazdan gayri daha faziletli bir amel tanimiyorum. Allah’in salih kulu Isa (a.s)’in; “Allah bana namazi tavsiye etti...” (44) buyurdugunu görmüyor musun?” buyurdular.”(45)
Hz. Imam Sadik (a.s), Hz. Resulullah (s.a.a)’in söyle buyurdugunu rivayet etmistir: “Namaz, ölçektir; kim, ona vefa ederse, (kamil olarak yerine getirirse) ona vefa olunur (onun mükafati eksiksiz olarak verilir).”(46)
Hz. Ali (a.s) söyle buyurmustur: “Allah’a en sevimli amel namazdir. Insanin  gusül veya abdest alip, bir kimsenin görmedigi bir yere giderek Allah’a rüku ve secde etmesinden daha güzel bir sey yoktur.  Kul secde ettiginde, Iblis: “Yaziklar olsun bana! Bu kul itaat etti, ben isyan ettim; bu kul secde etti, ben secde etmekten sakindim” diye feryat eder. Bilin ki, kulun Allah’a en yakin hali, secde halidir.”(47)
Hz. Resulullah’in, Ebuzer’e olan tavsiyelerinden: “Ey Ebuzer! Allah, gözümün aydinligini namazda kilmis; karni aç olana yemegi, susuz olana da suyu sevdirdigi gibi, bana namazi sevdirmistir. Su farkla ki, aç olan yemek yediginde, susuz olan da su içtiginde ondan doyar, ama ben namazdan asla doymam.
Ey Ebuzer! Namazda oldugun sürece saltanat sahibi Allah’in kapisini çalmaktasin. Saltanat sahibinin kapisini çalmaya devam eden için de o kapi mutlaka açilir.”(48)
Hz. Imam Muhammed Bakir (a.s) dedi ki; Hz. Resulullah (s.a.a) söyle buyurdu: “Mümin bir kul namaza durdugunda, o, namazdan ayrilincaya kadar Allah, o kuluna nazar eder; onu, basinin üzerinden gögün en üst ucuna kadar rahmeti ile kusatir; melekler yerden göge kadar onun etrafini çevreler ve Allah’in görevlendirdigi bir melek onun basinin üzerinde durarak söyle der: “Ey namaz kilan kul! Sana kimin nazar ettigini ve senin kiminle konustugunu bir bilsen, ebedi olarak bulundugun bu hâl ve mevkiden ayrilmak istemezsin.”(49)
Hz. Imam Sadik (a.s) söyle buyurmustur: “Kim, ne okudugunu bilerek iki rekat namaz kilarsa, namazi bitirdiginde, (kul hakki hariç) bütün günahlari affedilmis olur.”(50)
Imam Muhammed Bakir (a.s) söyle buyurmustur: “Namazini gevsek tutma; çünkü Hz. Resulullah (s.a.a) ölüm aninda buyurdular ki: “Namazi hafife alan benden degildir. Sarhos edici içki içen benden degildir. Andolsun Allah’a ki, bu kimseler Kevser havuzu basinda bana kavusmayacaklardir.”(51)
Ebu Besir dedi ki; “Hz. Imam Musa Kazim (a.s) bana söyle buyurdu: “Babam, vefat edecegi anda bana söyle buyurdu: “Ey ogulcagim! Biz Ehl-i Beyt’in sefaati, namazi hafife alan kimseye ulasmayacaktir.”(52)
Imam Sadik (a.s), Hz. Resulullah (s.a.a)’in söyle buyurdugunu rivayet etmistir: “Mümin bes vakit namazlari hakkiyla yerine getirdigi müddetçe seytan ondan sakinir, ama ne zaman ki namazlarinda gevseklik edip onlari terk etmeye baslarsa, seytan bundan cesaret alir ve o kisiyi büyük günahlara daldirir.”(53)
Fuzeyl diyor: “Hz. Imam Muhammed Bakir (a.s)’a “Onlar ki, namazlarini muhafaza ederler”(54) ayetini sordum. Imam (a.s): “Maksat farz namazlardir” buyurdu. Ben: “Onlar ki, namazlarina devam edeler”(55) ayetini sordum. Imam (a.s): “Maksat nafile namazlaridir” buyurdu.”(56)
Zurare diyor: “Hz. Imam Muhammed Bakir (a.s)’a: “Allah’in farz kildigi namazlar hangileridir” diye sordum. Imam: “Gece, gündüz toplam bes vakit namaz farz kilinmistir” buyurdu. Ben: “Allah bu namazlari isimlendirerek kitabinda (Kur’an’da) açiklamis midir?” dedim. Imam (a.s): “Evet açiklamistir. Allah Teala Nebisi’ne emreder ki; “Günesin dulûkundan (batiya meyletmesinden)  gecenin gasakina (karanligina) kadar namaz kil...”(57) Günesin dulûku, günesin zevâli yani ögle vaktidir. Duluk ile gasak arasinda Allah’in isimlendirdigi, açikladigi ve vakitlerini belirledigi dört namaz vardir. Gecenin gasaki ise, gece yarisidir. Sonra Allah Teala: “Fecrin kuranini da (sabah namazini) unutma ki, fecrin kurani meshut olmaktadir (gece ve gündüz melekleri tarafindan birlikte müsahede edilmektedir)”(58) buyurdu. Iste bu da besinci farz namazdir. Yine Allah Teala söyle buyurmustur: “Namaz kil, gündüzün iki tarafinda...”(59)  gündüzün iki tarafi sabah ve aksamdir. “...ve gecenin yakin saatlerinde” bu da yatsi namazidir. Yine Allah Teala söyle buyurmustur: “Namazlari ve orta namazi koruyunuz”(60) orta namaz ögle namazidir. O, Hz. Resulullah’in kildigi ilk namazdir. Bu namaz hem gündüzün ortasinda kilinan namazdir, hem de gündüzün kilinan iki namazin, sabah ve ikindi namazlarinin ortasinda olan namazdir....”(61)
Bütün bu ayet ve hadislerden görüldü ki, namaz Islam dininin diregidir. Namazsiz dindarlik olamaz. Namazsiz Ehl-i Beyt muhipligi de olamaz. Çünkü Ehl-i Beyt, günde elli bir rekat namaz kilmayi Ehl-i Beyt muhipliginin en önemli nisanesi olarak tanitmistir.(62) Bu, hakiki bir Ehl-i Beyt muhibbinin, bir gece ve gündüzde on yedi rekat olan günlük farz namazlara ilaveten, otuz dört rekat da nafile namazi kildigini ifade etmektedir. Yine basta Hz. Resul olmak üzere Ehl-i Beyt Imamlari, namaza ehemmiyet vermeyen ve namazini kilmayan kimselere Ehl-i Beyt’in sefaatinin ulasmayacagini açikça bildirmislerdir. O halde mutlak surette namaz kilinacaktir. Bundan bir kaçis yolu yoktur. Bu süphe götürmeyen bir konudur. Ancak sorun namazin nasil kilinacagi konusudur. Acaba her sahis istedigi sekilde namaz kilabilir mi? Açiktir ki bunun cevabi hayirdir. Çünkü namaz bir ibadettir. Ibadetin asli Allah ve elçisi tarafindan belirlendigi gibi, sekli de ancak onlar tarafindan açiklanabilir. O halde biz namazimizi ancak Hz. Resul ve hak varisleri olan pak Ehl-i Beyt’inin kildigi ve açikladigi sekilde kilabiliriz. Bunun disinda kalan sekiller ise bidat ve batil sekillerdir.
 


(1) - Vesail-üs Sia, c. 3, s. 41.
(2) - Bihar-ül Envar, c. 83, s. 23.
(3) - Ahzab, 56.
(4) - Tevbe, 103.
(5) - Bakara, 157.
(6) - Nisa, 102.
(7) - Nisa, 103.
(8) - Bakara, 43, 83, 110, Nisa 77, 103 vs.
(9) - En’am, 72.
(10) - Ibrahim, 31.
(11) - Hac, 77, 78.
(12) - Nur, 56.
(13) - Rum, 31.
(14) - Müzemmil, 20.
(15) - Enbiya, 73.
(16) - Meryem, 30, 31.
(17) - Ibrahim, 37
(18) - Ibrahim, 40.
(19) - Meryem, 54, 55.
(20) - Lokman, 17.
(21) - Maide, 12
(22) - Beyyine, 4.
(23) - Ankebut, 45.
(24) - Tâhâ, 132.
(25) - Bakara, 277.
(26) - Enfâl, 3, 4.
(27) - Tevbe, 71.
(28) - R’ad, 22, 23.
(29) - Lokman, 2, 3, 4.
(30) - Müddessir, 38.ayetten 47.ayete kadar.
(31) - Kiyamet, 26.ayetten 35.ayete kadar.
(32) - Meryem, 59.
(33) - Et-Tehzib, c. 2 s. 237, Vesail-üs Sia, c. 3 s. 23, Bihar-ül Envar, c. 72, s. 227, Menlayahzuruhul Fakih, c. 1, s. 134.
(34) - Bihar-ül Envar, c. 72 s. 202.
(35) - Furu-u Kafi c. 3 s. 266, Men La Yahduruh-ül Fakih, c. 1 s. 136, Et-Tehzib, c. 2 s. 238, Vesail-üs Sia, c. 3 s. 21, Bihar-ül Envar c. 72, s. 218 ve s. 227.
(36) - Et-Tehzib, c. 2,s. 237, Menlayahzuruhul Fakih, c. 1, s. 136, Bihar-ül Envar, c. 72, s. 236, 219.
(37) - Müddessir, 42.
(38) - Müddessir, 43.
(39) - Nur, 37.
(40) - Taha, 123.
(41) - Nehc-ül Belaga; 197. hutbe, Bihar-ül Envar; c. 72, s. 224.
(42) - Bihar-ül Envar, c. 72, s. 208.
(43) - Bihar-ül Envar, c. 72,s. 209, Et-Tehzib, c. 2, s. 238.
(44) - Meryem, 31
(45) - Bihar-ül Envar, c. 72, s. 226, 219, Et-Tehzib, c. 2, s. 236.
(46) - Vesail-üs Sia, c. 3, s. 22, Bihar-ül Envar, c. 72, s. 235.
(47) - Bihar-ül Envar, c. 72, s. 233.
(48) - Bihar-ül Envar, c. 72, s. 233.
(49) - Furu-u Kafi, c. 3, s. 265, Vesail-üs Sia, c. 3, s. 21.
(50) - Furu-u Kafi, c. 3, s. 266, Bihar-ül Envar, c. 72, s. 219.
(51) - Furu-u Kafi, c. 3, s. 269, Menlayahzuruhul Fakih, c. 1, s. 132, Vesail-üs Sia, c. 3, s. 15, 16.
(52) - Furu-u Kafi, c. 3, s. 270, Menlayahzuruhul Fakih, c. 1 s. 133, Vesail-üs Sia, c. 3, s. 16, 17.
(53) - Furu-u Kafi, c. 3, s. 269, Vesail-üs Sia, c. 3, s. 18.
(54) - Müminun, 9.
(55) - Mearic, 23.
(56) - Fur-u Kafi, c. 3, s. 270.
(57) - Isrâ, 78.
(58) - Isrâ, 78
(59) - Hûd, 114
(60) - Bakara, 239.
(61) - Furu-u Kafi, c. 3, s. 271.
(62) - Bkz. Vesail-üs Sia, c. 3, s. 41.


 

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

10/05/2009 - 10:35 Sabır ve Namaz
07/05/2009 - 07:49 Tezkiye-i Nefs Aracı: Namaz
08/08/2008 - 14:29 Namaz ahlakı güzelleştirir
08/08/2008 - 13:22 Namaza çağrı
16/07/2008 - 16:47 Namaz'a Hazirlik
16/07/2008 - 16:40 Namaz Kılınan Yer?
16/07/2008 - 16:38 Kendinizi Kurtarın !
16/07/2008 - 16:35 Kuranda Namaz
07/05/2008 - 14:13 GUSÜL
06/05/2008 - 15:24 Ikâme ve Namaz
06/05/2008 - 13:17 Ezan
06/05/2008 - 12:34 Namaz'in farz olusu
06/05/2008 - 10:52 Farz namazlar
 
Multimedia
Anket

Sitemizin yeni halini nasıl buldunuz?

Seçenekler
Kötü
İyi
Çok iyi

Sonuçları Göster

 
 
 
 
Ehlibeyt Gençliği 1

Sevginin Saf Kaynağı
Ehlibeyt Gençliği 3

SONSUZA KADAR ALACAKLI OLMAK
Ehlibeyt Gençliği 2

Allah’a Yolculuk
Ehlibeyt Gençliği 4

İslâm Öncesi Dinlerde Mehdi İnancı
Ehlibeyt Gençliği 5

Gaybet'i Kübradan Sonra
Ehlibeyt Gençliği 6

Algılama ve Düşünme Üzerine
Ehlibeyt Gençliği 6

Ramazan İle Sonsuzlaşmak
Ehlibeyt Gençliği 7

İsrail'i Kim Şımarttı
Yazilan yazilar yazarin kendi sorumlulugundadir. Sitemiz bundan sorumlu tutulamaz
Konuk Yazarlar
Bir Ayet
"İşte bu (Kur'ân), bizim indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Buna uyun
ve Allah'tan korkun ki size merhamet edilsin",


( En'am - 155)

Bir Hadis
Size bir ihtiyacını söyleyip el açan biri, böylece onurunu size takdim ediyor demektir; o halde siz de kendi onurunuza saygılı davranın ve onun ihtiyacını giderin.Hz.Hüseyin (a.s)
Tarih & Saat
Ençok Okunanlar
Yazarlar
Ana Sayfa Hakkımızda İletişim Ziyaretçi Defteri Foto Galeri Linkler

Ehlibeytgencligi.com İnternet üzerinden yayın yapmaktadır. Tüm hakları Saklıdır © 2008 İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Tasarım & Yazılım :
Networkbil.Net