Kull. Adı   Şifre :
Ana Sayfa Hakkımızda İletişim Ziyaretçi Defteri Foto Galeri Linkler
 
İmamın Şam'a Sürgün Edilmesi
 
 
İmam Bâkır'ın (a.s) son döneminde vuku bulan önemli olayların en meşhuru, İmamın, Emevî saltanatının başkenti Şam'a sürgün edilmesidir.

11/08/2008

 Bu sürgün olayının ardındaki gerçek ise İmamın Emevî saltanatına karşı sürdürdüğü mücadele yöntemini deşifre etmekti. Bu nedenle İmam (bazı rivayetlere göre en yakın yar ve yareni olan genç yaştaki oğlu İmam Sadık (a.s) ile birlikte) yakalanarak Şam'a gönderilir. İmam Bâkır (a.s), Hişam'ın Şam'daki sarayına getirilir. Halifenin kurduğu komplo gereği, imamın saraya girdiği anda devlet erkanının üstlendiği rol ifa edilecekti.

Senaryoya göre önce halife, ardından da devlet erkanı iftira ve hakaret yağmuruna başlayacaktı. Bu komplo ile varılmak istenen iki amaç vardır:

a) Hakaret ve iftiralarla İmamın ruhiyesini zayıflatmak ve böylece de yapılması gerekli görülen her iş için zemin hazırlamak.

b) Karşı ve hasım iki akımın en üst düzey önderleri arasında gerçekleşen görüşmede düşmanı mahkum ve mağlup etmek. Bu mağlubiyet haberini yaymakla da- ki bu, halifenin her türlü emre amade hatip, memur ve casusları tarafından rahatlıkla uygulanabilecek türden bir görevdi- karşı akım ve cephenin faal dinamiklerini pasi-fize etmek ve silahsız konuma getirmek amaçlanıyordu.

İmam Bâkır (a.s) halifenin meclisine girer, teamüller gereği halifeyi "Müminlerin Emiri" lakabıyla selamlaması gerekirken, diğer insanlara yönelip el işaretiyle onları muhatap seçer ve selamlar. Sonra da oturması için halifenin iznini beklemeden oturur. İmamın halife tarafından beklenmedik bu tavrı, halife Hişam'ın kalbindeki kin ve hasedi ateşler. Ve hazırlanan komplo devreye girer.

"Siz (Ali oğulları) her zaman Müslümanların birliğini bozmuş, onları kendinize (itaat etmeye) davet etmekle de Müslümanlar arasında bozgunculuk ve nifak sebebi olmuşsunuz. Akılsızlık ve cahilliğiniz sonucu kendinizi imam ve önder sanmışsınız."

Hişam bu ve benzeri iftira ve hakaretleri sıraladıktan sonra susar ve senaryonun ikinci perdesi açılır. Hişam'ın çanak yalayıcıları ve uşakları da aynı türden hezeyanları tekrar ederek İmam Bâkır'ı (a.s) zemmederler.

Bütün bunlar gerçekleşirken İmam sessiz ve dinlemektedir. Nitekim herkes susar ve İmam ayağa kalkarak Allah'a hamd-ü sena ve Peygambere (s.a.a) selam ettikten sonra kısa ama sarsıcı cümlelerle, onların amaçsız ve yitik bir yaşam içinde olduklarını yüzlerine vurur; hiçbir şekilde özgürlük ve yetki sahibi olmadıklarını, alet ve kul olduklarını bir kırbaç misali başlarına indirir. Sonra da en yüce İslâmî ölçü (hidayet) olan kendi konumunu ve babalarının iftihar dolu geçmişini ve de tarihteki ilâhî sünnet ve yasalarla özdeşleşmiş olan kendi yolunun iyi akibetini vurgulayarak muhatapların sarsılmış ruhiyesini daha bir sarsar:

"Ey insanlar,[13] nereye gidiyorsunuz? Sizin için düşünülen sonuç nedir? Yüce Allah vasıtamızla sizin geçmişlerinizi hidayete erdirdi ve sonuncunuz da bizim elimizle son bulacaktır. Bu günkü saltanat sizin elinizde ise yönetimin geleceği bizimdir; ki bizim devletimizden sonra devlet olmayacaktır. Çünkü akıbet ehli bizleriz. Şanı yüce Allah da akıbetin, takva ehline ait olduğunu buyurur!"

-Mazlumiyeti ve tahakkümü, müjde ve tehdidi, ispat ve reddi bir arada toplayan- bu az ve öz beyan yayılacak ve insanlara ulaşacak olsa, insanları, söz sahibinin hakkaniyetine inandıracak bir cezbe gücüne sahiptir. Bu özlü sözü cevaplamak için öz güven gerekir... Bu ise İmamın muhataplarında olmayan şeydi. Zor ve kaba kuvvetten başka çare kalmamıştı. Hişam da bu doğrultuda hareket eder ve İmam Bâkır'ın (a.s) hapse atılmasını emreder. Yani amelen ruhsal zaaf ve mantıksal yetersizliğini kabullenir. İmam Bâkır (a.s) tutukluluk döneminde de gerçekleri ifşa ederek kendisi gibi zincire vurulmuş insanları etkiler. Zindandaki herkes İmamın sözlerini samimiyet ile kabullenir.

Zindan memurları durumu Hişam'a rapor ederler. Onlarca yıl boyunca ve özel bir titizlikle Şam'ı Ehlibeyti tebliğ ve davetten uzak tutan bir rejim açısından bu durum asla kabullenecek türden değildi. Bu yüzden Hişam, İmam ve maiyetindekiler için en uygun yerin yaşadıkları şehir yani Medine olduğunu, ancak kontrol ve baskıların artarak devam etmesi gerektiğini ve uygun görüldüğünde de son darbeyi indirerek düşmanı kendi evinde öldürme suretiyle zan altında kalmamanın daha doğru olduğunu düşünür...

Hişam'ın emri ile İmam ve maiyetindekiler yol boyunca mola vermeyen posta kervanıyla Medine'ye gönderilir. Yol üzerindeki şehir halkı da, bu istenmeyen kervanla katiyen kimsenin alış-veriş yapmaması, ekmek ve su satmaması hususunda uyarılır.[14] Üç gün üç gece bu minval üzere yol alınır ve nitekim kervanın su ve ekmeği tükenir. Medyen şehrine varılmıştır. Şehir halkı, halifenin emri gereği kapılarını kapatır ve bir şey satmaya yanaşmazlar. İmamın beraberindekiler açlık ve susuzluktan yakınmaktalar. İmam Bâkır (a.s) şehre bakan bir tepenin üzerine çıkar ve yüksek bir sesle şehir halkına haykırır: "Ey zalimler şehrinin insanları! 'Allah'ın sizin için saklamış olduğu, daha hayırlıdır; eğer iman etmişseniz!'[15] ayetinde 'saklamış olduğu' şeklinde ifade edilenden maksat benim!"

Bu haykırışın yankı bulması sonucu gerçekleştirilen yerinde bir uyanıklık ve cesaret halifenin kurduğu komployu bozar. Şehir halkından biri, cahil ve aldatılan hemşehrilerini uyarır ve bu haykırışın, Şuayb peygamberin kendi zamanında dalalete düşmüş insanlara haykırışının aynısı olduğunu hatırlatır. Bu gün, bu mesajın muhatabı olduklarını anlatmaya çalışır. Evet tarih tekerrür etmişti. Mesaj aynı mesajdı, mesajcı aynı mesajcıydı ve muhatapsa aynı muhataptı... Bu yerinde uyarı kalplerde yer bulur. Kapılar açılır ve halifenin emrini ayak altına alarak düzenin düşmanı kabul görür...[16]

Dönemin siyasî durum ve baskısına ışık tutan, dönemin insanlarının aptallaştırılmak istendiğini vurgulayan ve de Emevî saltanatı karşısında İmam Bâkır'ın (a.s) tutum ve yöntemini aydınlatan bu tarihî rivayetin son pasajı şöyledir:

Medyen şehrinde olup bitenler halifeye bildirildiğinde, her şeyden önce halifenin planına muhalefet etme cesareti gösterecek insanları gafletten uyandıran şahsın, ihanetine karşılık öldürülmesini emreder halife. Bu emir gereği uyarıcı insan öldürülür.

İmamın Halifelere Karşı Tutumu
Bütün bunlara rağmen İmam Bâkır (a.s), hakim güce karşı sıcak savaşa girmekten ve yüz yüze savaşmaktan sakınır. Elini kılıcına uzatmaz ve acele edip kılıcın kabzasına sarılanları zamanın gereklerine uymak ve zamanı tanımak gerektiği hususunda uyarır ve hatta köklü hareketi gerektirmedikçe dilini dahi kullanmamayı tercih eder. Duyguların galeyan etmesiyle bıkkınlık geçiren ve üzerindeki baskıya dayanma gücünü kaybeden kardeşi Zeyd'e kıyam izni vermez. Normal yaşam ilişkilerinde ve deneyimsiz insanlar ilişkisinde en çok kültürel ve fikrî faaliyetler üzerinde durur. Bu yöntem aynı zamanda hem ideolojik bir temel, hem de siyasî takiyyeden ibaretti.

Ancak önceden de değinildiği üzere İmam Bâkır'ın (a.s) bu hekimane taktiği seçmesi, "İmamet hareketinin" odaklandığı yönü, yakın dostlarına ve onun yoluna inanan samimi Şiîlere anlatmasına ve kaçınılmaz bir savaş sonucu kurulabilecek İslâmî düzen ve Ehlibeyt hükümetinden ibaret olan Şia'nın yüce ülküsünü yakın dostlarının kalbinde ihya etmesine asla engel değildi. İmam Bâkır (a.s), bu taktiği uygulamasına rağmen bazı uygun zamanlarda, bu yüce ülkü uğrunda dostlarının duygularını harekete geçirmekten de geri kalmıyordu.

Pek de uzak olmayan beklenen geleceği müjdelemek İmam Bâkır'ın (a.s) ümit veren yöntemlerinden biridir. Aynı zamanda bu, Şia'nın tedrici hareketi bağlamında İmamın kendi konumunu nerede ve hangi aşamada gördüğüne de ışık tutmaktadır.

İmam Bâkır (a.s) ile birlikteydik, ev insanlarla doluydu. Yaşlı biri eve girip selâm etti ve dedi: "Ey peygamber evladı! Andola Allah'a, ben sizi ve sizi sevenleri seviyorum. Andola Allah'a, bu sevgi yaşam süslerine olan hırstan kaynaklanmıyor. Sizin düşmanınızı da düşman bilir ve ondan uzak dururum. Bu düşmanlık ve kinimin sebebi, aramızda bir kan davasının varlığı değil. Allah'a andolsun, ben sizin emir ve nehiylerinizi kabullenmiş ve sizin zaferinizin gelip çatmasına göz dikmişim. Feda olayım sana, benim için ümitli misin?

İmam yaşlı adamı çağırıp yanına oturttu ve buyurdu: "Bir gün biri gelip aynı soruyu babam Ali b. Hüseyin'e (a.s) sormuş ve babam da şöyle cevaplamıştı: Bu bekleyiş esnasında ölecek olursan, Peygamberin (s.a.a), Ali'nin, Hasan'ın, Hüseyin'in ve Hüseyin oğlu Ali'nin huzuruna varacaksın; yüreğin serinleyecek, ruhun mesrur ve gözün aydın olacaktır."

"Allah'ın yüce habercileriyle birlikte huzur ve sürur içinde olacaksın... Eğer yaşayacak olsan, bu dünyada gözünü aydınlatacak şeyleri göreceksin. Bizimle birlikte olacak ve bizim yanımızda en yüce makama ulaşacaksın..."

Yaşlı adam bunları dinledikten sonra yola koyuldu. İmam ise ona bakıyor ve diyordu: "Cennet ehlini görmek isteyen bu adama baksın!"[17]

Hatta bazen bundan da ötesini anlatıyor, zafer yılını belirtiyor ve Şia'nın en büyük arzusuna hakikat libası giydiriyordu.

Ebu Hamza Sumali şöyle anlatır:

İmam Bâkır'ın (a.s) şöyle buyurduğunu duydum: "Allah bunun (Ehlibeyt hükümetinin kurulması) için 70 yılını belirlemişti. Hüseyin (a.s) öldürülünce Allah insanlara gazap etti ve bu yüzden de onu 140 yılına tehir etti..."

"Biz bu vaadi size (yakın dostlara) bildirdik. Bu sırrı saklı tutmanız gerekirken yaydınız. Bundan sonra da yüce Allah herhangi bir vakit belirlemedi ve vaatte bulunmadı. Allah dilediğini yok ve dilediğini de ispat eder."

Ebu Hamza diyor ki: "Bunu İmam Sadık'a (a.s) anlattım ve İmam da doğruladı..."[18]

Öldürücü baskı ve zulüm ortamında, kalbe sürur veren bir rüya gibi algılanan İslâm düzeninin ve Ehlibeyt hükümetinin teşkili hususundaki açıklamalar, en azından zulüm altında ezilen Şia'nın kalbine ümit ve hareket tohumu ekiyor ve geleceğe kesin gözüyle bakmasını sağlıyordu. Böylece de bu yolu yürümede güçlerine güç ve kararlarına sarsılmazlık veriyordu.

İmamın 19 yıllık önderlik dönemi, kopukluk ve karanlığı olmayan dümdüz bir hat gibi bu hâlde geçti. Fikrî eğitimi, bireyi terbiye, mücadele taktiği, toplumu yapılandırma, siyasî stratejiyi koruma ve devam ettirme, takiyye, daha çok ve kalıcı ümit kıvılcımları icat etmekle dolu dolu 19 yıl... Kısacası yürünmesi zor taşlı yollarda azim ve ciddiyetle 19 yıl mücadele...

Nitekim bu kısa ve bereketli ömür bittiğinde, Alevi kıyamlarının yeminli düşmanları, bu kıyamın öncüsünün dünyadan göçmesiyle rahat bir nefes alacaklarını ve Şia'nın tebliği mücadelesinden rahatlamış olarak ülke içindeki ve sınırlardaki sayısız sıkıntı ve sorunlarla uğraşabileceklerini düşünürlerken, bu ateş ocağının sıcak ve yıkıcı külü, öldürücü son kıvılcımını da Emevî saltanatına bindirir. İnsanları aydınlatmakla ve gerçekleri duyurmakla ömrünü geçiren İmam (a.s) ölümünden sonra da aynı yolu sürdürür. Düşünmeye ve anlamaya susamış olan dostlarına ve cahil bırakılmış topluluğa yeni bir ders ve yeni bir mesaj verir. Bu mesaj da aynen İmamın yaşam planı gibi gürültüsüz ve derindir. Dostlara ve ihtiyaç duyanlara faydalı olacak; ama düşmanın uykusunu bölmeyecek ve parçalamayacaktır. İmam Bâkır'ın (a.s) takiyyesinin bir numunesi ve o özel dönemde İmamın genel tutum ve davranışının göstergesidir.

 

 

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

11/08/2008 - 13:12 İmamın Şam'a Sürgün Edilmesi
11/08/2008 - 12:54 İmam Bâkır'ın (a.s) İmamet Dönemi
21/07/2008 - 16:53 İmam Muhammed Bakır (as)’ın veladeti 
16/07/2008 - 13:46 Kısaca Hayatı
16/07/2008 - 13:36 İbretli öyküler
16/07/2008 - 13:31  İmam Bakır (a.s)okuduğu bazı dualar 
16/07/2008 - 13:23 İmam Bakır (a.s)’ın fazileti ve siresi
09/05/2008 - 08:19 Bazı Hadisleri
09/05/2008 - 08:14 Hakkında Soru-Cevap
 
Multimedia
Anket

Sitemizin yeni halini nasıl buldunuz?

Seçenekler
Kötü
İyi
Çok iyi

Sonuçları Göster

 
 
 
 
Ehlibeyt Gençliği 1

Sevginin Saf Kaynağı
Ehlibeyt Gençliği 3

SONSUZA KADAR ALACAKLI OLMAK
Ehlibeyt Gençliği 2

Allah’a Yolculuk
Ehlibeyt Gençliği 4

İslâm Öncesi Dinlerde Mehdi İnancı
Ehlibeyt Gençliği 5

Gaybet'i Kübradan Sonra
Ehlibeyt Gençliği 6

Algılama ve Düşünme Üzerine
Ehlibeyt Gençliği 6

Ramazan İle Sonsuzlaşmak
Ehlibeyt Gençliği 7

İsrail'i Kim Şımarttı
Yazilan yazilar yazarin kendi sorumlulugundadir. Sitemiz bundan sorumlu tutulamaz
Konuk Yazarlar
Bir Ayet
O, sizi rahimlerde, dilediği gibi şekillendirendir. Ondan başka ilâh yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

( Al-i İmran süresi - 6)

Bir Hadis
Aşura günü Kays bin Eş’as; "Yezid’in emrine teslim ol." deyince, İmam (a.s.) şöyle buyurdular: "Allah’a yemin ederim ki, onursuz insanlar gibi davranıp size biat etmeyeceğim asla; korkak köleler gibi er meydanından kaçmayacağım asla!"

Hz.Hüseyin (a.s)

(İrşad-ı Müfid, s. 216)


Tarih & Saat
Ençok Okunanlar
Yazarlar
Ana Sayfa Hakkımızda İletişim Ziyaretçi Defteri Foto Galeri Linkler

Ehlibeytgencligi.com İnternet üzerinden yayın yapmaktadır. Tüm hakları Saklıdır © 2008 İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Tasarım & Yazılım :
Networkbil.Net