Kull. Adı   Şifre :
Ana Sayfa Hakkımızda İletişim Ziyaretçi Defteri Foto Galeri Linkler
 
Tövbe ve Nefsi Arındırma
 
 
Önlem almak ve günahı terketmek nefsi arındırmanın en iyi yoludur.

17/04/2010

Önlem almak ve günahı terketmek nefsi arındırmanın en iyi yoludur. Hiç günaha bulaşmayan ve zatının o sefa ve paklığını koruyan bir nefs önce günaha bulaşıp sonra da tövbe eden kimseden kesinlikle daha üstündür. Henüz günahı tatmamış ve ona alışmamış olan bir insan, günaha bulaşmış olup da şimdi günahı terketmek isteyen kimseden daha iyi ve daha kolay bir şekilde günahtan sakınıp vazgeçebilir. Hz. Ali (a.s) şöyle buyuruyor: "Günahı terketmek tövbe etmekten daha kolaydır."[1] Ancak insan günaha bulaşırsa Allah'ın rahmetinden ümit kesmemelidir. Zira Allah'a doğru seyr ve sülûk etme ve nefsi ıslah etmenin yolu hiç bir zaman kapalı olmaz. Aksine, Allahu Teâlâ günahkârlar için tövbe ve dönüş yolunu açmış ve onlardan; kendisine dönmelerini ve tövbe suyuyla nefislerini, günahların pislik ve kirlerinden yıkamalarını istemiştir. Allahu Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır: "De ki: Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere (nefislerine uyarak) ölçüyü taşıran kullarım, Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir."[2] Yine buyuruyor ki: "Bizim ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde, onlara de ki: "Selam olsun size. Rabbiniz, rahmeti kendi üzerine yazdı (farz kıldı)ki, içinizden kim bir cehalet sonucu bir kötülük işler sonra tevbe eder ve (kendini) ıslah ederse kuşku yok ki, bağışlayandır, esirgeyendir."[3] TÖVBENİN GEREKLİLİĞİ Günahkâr bir kimse için tövbeden daha gerekli bir şey yoktur. Peygamber’e, Kıyamet’e, sevaba, cezaya, hesaba, kitaba, Cennet’e ve Cehennem’e inanan bir kimse tövbenin çabuk edilmesinin gerekliliğinde şüphe etmez. Biz kendi nefsimizi ve günahlarımızı bildiğimiz halde niçin tövbe etmekten gafil oluyoruz? Yoksa Kıyamet’e, hesaba, kitaba ve Cehennem’in azaplarına tam anlamıyla inanmıyor muyuz? Yoksa Allah'ın vaadinde-ki günahkârı Cehennem’de azaplandıracağını buyurmuştur- şüphe mi ediyoruz? İnsanın nefsi günah sebebiyle karanlık, siyah ve alçak olur, hatta insandan hayvana bile dönüşebilir. Böyle karanlık ve alçak bir nefisle Allah'ın huzuruna çıkmayı ve Cennet’te Evliyaullah’la bir yerde olmayı nasıl bekleyebiliriz? Günah işlemekle Allah'a doğru seyr ve sülûk etmenin doğru yolunu bırakmış ve hayvanlık vadisine yuvarlanmışız, Allah'tan uzaklaşmış ve Şeytan’a yaklaşmışız; yine de Ahiret’te saadete kavuşmayı, kurtuluşa ermeyi, Cennet’te Allah'ın nimetlerinden yararlanmayı nasıl bekleriz?! Ne kadar yersiz ve yanlış bir bekleyiştir bu?! Binaenaleyh, kendi saadetini düşünen günahkâr bir kimsenin tövbe ve Allah'a dönmekten başka bir çaresi yoktur. Tövbe etmenin yolunu kullarına açık bırakması Allah'ın büyük lütuflarındandır. Kendi sağlığını düşünen bir adam zehirlenirse hiçbir zaman kendini tedavi etmekte ve zehiri vücudundan çıkarmada tereddüt etmez ve bundan bir an geçikmez, çünkü geç hareket edecek olursa öleceğini bilir. Oysa nefis için günah, bütün öldürücü zehirlerden daha öldürücüdür. Zehir insanın bir kaç günlük dünya hayatını tehlikeye atıyorsa, günah nefsi ebedî helakete iter ve insanın uhrevî saadetini yakıp kül ediverir. Zehir, insanı sadece dünyadan mahrum ederken günah insanı Allah'tan uzaklaştırır; Allah'a yakın olmaktan ve likaullahtan mahrum eder. Öyleyse tövbe bizim için her şeyden daha gerekli ve daha zaruridir. Zira uhrevî saadetimiz ve manevî hayatımız tövbeye bağlıdır. Allahu Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor: "Ey müminler, hep birlikte Allah'a tövbe edin, umulur ki kurtuluşa eresiniz."[4] Başka bir yerde ise şöyle buyurmaktadır: "Ey iman edenler, Allah'a Nasuh (sürekli ve halis) bir tövbe ile tövbe edin. Olabilir ki, Allah sizin kötülüklerinizi örter ve sizi altından ırmaklar akan Cennetlere sokar."[5] Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyuruyor: "Her derdin dermanı vardır; günahların dermanı da tövbe ve istiğfardır."[6] İmam Bâkır'ın (a.s) şöyle buyurduğu nakledilmektedir: "Her kulun kalbinde beyaz bir nokta vardır. Günah işlediği zaman o beyaz noktada siyah bir nokta oluşur. Eğer tövbe ederse siyah nokta giderilir ve eğer günaha öylece devam ederse siyah nokta beyaz noktayı tamamen kaplayıncaya kadar tedricen büyür. O zaman o kalbin sahibi hiç bir zaman hayra dönmez ve Allahu Teâlâ'nın buyurduğu: "İşte öyle değil, hayır, kazandıkları şeyler, üstüste kalblerine yığılmıştır da kalbleri pas tutmuştur:" (Mütaffifin -14) ayeti de işte budur."[7] İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: "Tövbe etmeyi geciktirmek bir nevi hiledir ve geciktirmeye devam etmek de şaşkınlık ve avareliktir. Allah'ın karşısında özür (bahane) getirmek helakettir. Günahta ısrar etmek Allah'ın azabından emniyette olduğunu hissetmektir. Oysa ziyankâr kimselerden başka hiç kimse Allah'ın azabından amanda olduğunu hissetmez."[8] Biraz kendimize gelelim, geçmiş günahlarımızı hatırlayalım ve akibetimizin ne olacağını iyi düşünelim.. Hesap yerini, amellerin ölçülmesini, Allahu Teâlâ'nın huzurunda mahcup olmayı, meleklerin ve mahlukların arasında rezil olmayı, Kıyamet’in zorluklarını, Cehennem azaplarının sonucunu, likaullahtan mahrum olmayı gözümüzde canlandıralım ve içten olan bir inkılap ve değişimle Allah'a dönelim ve tövbenin hayat verici suyuyla geçmiş günahlarımızı yıkayalım. Nefsin pislik ve çirkinliklerini giderelim, günahlardan kaçınmaya, Ahiret seferine ve Allah'a doğu yönelişe hazırlanmaya kesin karar verelim. Ancak, Şeytan bu kadar rahat bir şekilde bizden el çeker mi ki? Tövbe edip Allah'a dönmemize hiç müsade eder mi? Bizi günah işlemeye zorlayan Şeytan elbette tövbe etmemize de engel olur; günahları küçük ve önemsiz gösterir, onları aklımızdan öyle çıkarır ki hepsini unuturuz, ölüm, hesap ve azap düşüncesini aklımızdan çıkarır, bizi dünyaya öylesine meşgul eder ki ölüm gelip çatınca ve günaha bulaşmış bir nefisle dünyadan göçünceye kadar hiç bir zaman tövbe etmeyi akıl etmeyiz. Gerçekten de biz insanlar pek zavallı ve nankörüz!... TÖVBENİN KABUL EDİLMESİ Tövbe gerçekten doğru olursa kesinlikle Allah tarafından makbul olur ve bu Allah'ın (c.c) lütuflarındandır. Allahu Teâlâ bizi Cehennem ve Cehennem azabı içiN yaratmamıştır. Bilakis O bizi saadete ve Cennet’e kavuşmak için yaratmıştır. İnsanları saadet yoluna hidayet etsinler ve günahkârları tövbe etmeye ve Allah'a dönmeye davet etsinler diye peygamberler göndermiştir. Tövbenin kapısını herkesin yüzüne açık kılmıştır. Onları devamlı kendisine çağırmaktadır. Peygamberler ve Evliyaullah halkı devamlı Allah'a yönelmeye davet ediyorlardı. Allahu Teâlâ bir çok ayet-i kerimede günahkârları kendine doğru yönelmeye çağırmış ve onların tövbesini kabul edeceğini vaadetmiştir. Allah'ın vaadi ise yalan değildir. Hz. Resul-ü Ekrem (s.a.a) ve Masum İmamlar (a.s) yüzlerce hadisle halkı tövbe etmeye ve Allah'a yönelmeye davet etmiş ve onlara ümit vermişlerdir. İşte bir kaç örnek: Allahu Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor: "Kullarından tövbeyi kabul eden, kötülükleri affeden ve işlemekte olduklarınızı bilen O'dur."[9] Ve yine buyuruyor ki: "Doğrusu ben, tövbe eden, inanan, salih amellerde bulunup da sonra doğru yola erişen kimseyi şüphesiz bağışlayıcıyım."[10] Başka bir yerde de şöyle buyuruyor: "Ve çirkin bir hayasızlık işledikleri ya da nefislerine zulmettikleri zaman, Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarından dolayı bağışlanma isteyenlerdir. Allah'tan başka günahları bağışlayan kimdir? Bir de onlar yaptıkları üzerinde bildikleri halde ısrarla durmayanlardır. İşte bunların karşılığı, Rablerinden bağışlanma ve içinde ebedî kalacakları altında ırmaklar akan Cennetlerdir."[11] İmam Muhammed Bâkır'ın (a.s) şöyle buyurduğu naklediliyor: "Günahtan tövbe eden bir kimse hiç günahı olmayan kimse gibidir. Ve günah işlemeye devam edip sadece diliyle istiğfar eden kimse ise alay eden kimse gibidir."[12] Buna benzer ayet ve hadisler oldukça fazladır. Bu yüzden tövbenin kabul oluşunda şüphe edilmelidir. Allahu Teâlâ tövbe edenleri sever. Allahu Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor: "Şüphesiz Allah tövbe edenleri sever, temizlenenleri de sever."[13] İmam Muhammed Bâkır (a.s) şöyle buyuruyor: "Allah'ın, kulunun tövbesinden dolayı sevinmesi (hoşnut olması) karanlık gecede bineğini ve azığını kaybettikten sonra yeniden bulan bir adamın sevincinden daha fazladır."[14] İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmaktadır: "İnsan halis ve devamlı bir tövbeyle tövbe ederse Allah onu sever ve günahlarını örter." Ravi: "Ey Resulullah'ın (s.a.a) evladı! Allahu Teâlâ günahları nasıl örter?" diye sorunca Hazret şöyle cevap verdiler: "Amellerini yazan iki melek o adamın günahlarını unuturlar. Allahu Teâlâ onun organlarına ve yeryüzündeki noktalara (günah işlediği yerlere) onun günahlarını örtmelerini emreder ve sonra da hiç kimsenin ve hiçbir şeyin günahlarına tanık olmadığı halde Allah'la mülakat eder."[15] TÖVBE NeDİR? Tövbe geçmiş amellerden pişman olmaktır. Tövbekâr gerçekten ve kalben tövbe eden kimseye denir. Hz. Resulullah (s.a.a): "Pişman olmak tövbedir"[16] buyurmuşlardır. Allahu Teâlâ tövbeyi kabul edip günahları bağışlıyorsa da, sadece dille "esteğfirullah" demenin veya pişman olduğunu söylemenin ve hatta ağlayıp sızlamanın gerçek tövbe olduğunu söyleyemeyiz. Zira bir tövbenin doğru olup olmadığını bilmek için şu üç belirtinin olması şarttır: … Bu konuda daha fazla bilgi edinmek isteyenler ahlâk ve hadis kitaplarına müracaat edebilirler. 2- AMELÎ GÜNAHLAR: Ameli günahlar başlıca şunlardan ibarettir: Hırsızlık, insan öldürmek, zina, livat, faiz almak ve faiz vermek, diğerlerinin malını gasbetmek, ticarette sahtekârlık, farz olan cihad meydanından kaçmak, emanete hiyanet, şarap ve şarhoşluk getiren diğer içecekler, murdar, domuz eti ve yenilmesi haram olan diğer yiyecekleri yemek, kumar oynamak, yalan yere tanıklık etmek, yalan yere yemin etmek, suçsuz kimselere zina isnad etmek, farz namazları terketmek, farz orucu terketmek, farz olan haccı yerine getirmemek, marufu emredip münkerden (kötülükten) nehyetmeyi terketmek, necis yemeği yemek vs. Bu günahlar üzerinde de hadis ve fıkıh kitaplarında bahsedilmiş ve incelenmiştir. Ne yazık ki bizim onları burada açıklamamız mümkün değildir. Bu konuda geniş bilgi isteyenler hadis kitaplarına müracaat edebilirler. Bunlar, insanın kaçınması ve bunlara bulaşması durumda tövbe edip Allah'a dönmesi gereken herkes tarafından bilinen meşhur günahlardır. Ancak meşhur olmayan ve günah olarak tanıtılmayan ama Allah'ın seçkin kulları ve evliyaları için günah sayılan diğer günahlar da vardır. Müstahapları (sünnetleri) terketmek, mekruh olan bir işi yapmak, hatta günahı aklından geçirmek, Allah'tan gayrısına tövbe etmek, Allah'ı anmaktan insanı gaflete düşüren düşünceler ve şeytanî vesveseler bunların başlıcalarındandır. Bütün bunlar evliyaullaha göre günah sayılır; dolayısıyla onların bunlardan tövbe etmeleri gerekir. Dahası mümkün-ül vücud olan ve her insanın tanıması gereken Allah'ı, Allah'ın sıfatlarını ve fiillerini kâmilen tanımakta kusur etmek, Allah'ın seçkin kulları için noksanlık ve günah sayılır. Allah'ın seçkin kulları böyle bir noksanı hissedince bedenleri titrer, ağlayıp sızlayarak, Allah'a dönerek bunlardan tövbe ederler. Peygamberlerin ve Masum İmamlar’ın tövbeleri de bu türden olabilir.[17] İmam Sadık (a.s) şöyle buyuruyor: "Resulullah (s.a.a) hiç günahı olmadığı halde her gün yetmiş defa Allah'a tövbe ederdi."[18] Resulullah (s.a.a) şöyle buyuruyor: "Bazen kalbimde bir karanlık zuhur eder; bu yüzden bir gece ve gündüz zarfında yetmiş kere istiğfar ederim."[19] [1]- Bihar-ul Envar, c.73., s.364. [2]- Zumer / 53. [3]- Enam / 54. [4]- Nur / 31. [5]- Tahrim / 8. [6]- Vesail-uþ Þia, c.11, s.354. [7]- Bihar-ul Envar, c.73, s.332. [8]- Bihar-ul Envar, c.73, s.365. [9]- Þurâ / 255. [10]- Taha / 82. [11]- Âl-i Ýmran / 135-136. [12]- Kafi, c.2, s.435. [13]- Bakara / 222. [14]- Kafi, c.2, s.435. [15]- Kâfi, c.2, s.436. [16]- Hakaik, s.286. [17]- Vesail-uþ Þia, c.11, s.361. [18]- Kafi, c.2, s.450. [19]- Muheccet-ul Beyza, c.7, s.17.
 

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

24/03/2014 - 16:41 Gençlerimiz ele ele verirse, Nevruz böyle bayram olur!
26/02/2014 - 15:04 Kurân-ı Kerim’in Mucize Oluşu
26/02/2014 - 14:43 Akraba Ziyaretleri
26/02/2014 - 14:00 İmam Ali’nin (a.s) İmam Hüseyin’e (a.s) Vasiyeti
03/05/2011 - 09:19 Irak'ın İşgalcilere İhtiyacı Yok!
30/04/2011 - 09:56 Bahreyn'de İnsanlık Ölüyor
30/04/2011 - 09:54 Mısır'da Vahabi Tehlikesi
28/04/2011 - 19:55 el -Ezher: Vahabilik bidat ve İslam dışıdır
28/04/2011 - 19:52 Trakya Ünüversitesinde başörtüsü çelişkisi
28/04/2011 - 19:20 Hamedani: Bölge diktatörlerinin sarayları yıkılmakta
05/02/2011 - 18:27 Gençlerin Aileleriyle İlişkileri Nasıl Olmalıdır
17/01/2011 - 10:50 Gureru'l Hikem Kitabı Çıktı
17/01/2011 - 10:44 Bayanlar Arası Kuran Okuma Yarışması Kayıtları Başladı
08/01/2011 - 14:39 Allah’ı Zikretmek
08/01/2011 - 14:35 İslâm Ahlâkının Özellikleri
08/01/2011 - 14:29 Hakka Giden Yol Nasıl Kat edilir?
08/01/2011 - 14:27 İslam'ın Arzuladığı ''Genç Nesil''
30/12/2010 - 14:15 Peygamber (s.a.a)’in Gadir-i Hum’da Okuduğu Hutbe
30/12/2010 - 14:06 Hz Ali'nin Divanındaki Sözlerden Seçmeler
27/12/2010 - 14:36 Adalet Mazharı Ali (a.s)
27/12/2010 - 14:24 Günahın Tedavisi
27/12/2010 - 13:57 Evliliğin Fazileti
27/12/2010 - 13:53 İnsan nasıl Allah’ın mahbubu (sevimli kulu) olur?
27/12/2010 - 13:42 Hz.Hüseyin(a.s)'den Hikmetli Sözler
09/12/2010 - 11:24 Allah Resulü Hüseyin'e Ağlıyor
09/12/2010 - 10:50 Kerbela
09/12/2010 - 10:48 Hüseyin Bin Ali (a.s)
09/12/2010 - 10:47 Aşura Kıyamının Hedefleri
09/12/2010 - 10:45 Muharrem, Matem ve Mühasebe Ayı
09/12/2010 - 10:44 Muharrem Ayının İlk On Günü
09/12/2010 - 10:40 Muharrem
22/11/2010 - 14:55 Gadir-i Hum Olayı
08/11/2010 - 13:17 Hz.Ali'nin torunundan 'Haklar Risalesi'
27/10/2010 - 09:11 Gerçek İslam ve Yöresel İslam
20/10/2010 - 17:30 İmam Rıza (a.s)
20/10/2010 - 17:22 İmam Rıza'nın (a.s) Kutlu Doğum Yıl Dönümü
07/10/2010 - 12:22 Balığı Sofranızdan Eksik Etmeyin
07/10/2010 - 12:16 İstanbul'da Acil Vakalar İçin Ambulans Devriyesi
07/10/2010 - 11:24 İlk Hacı Kafilesi Cumartesi Yola Çıkacak
07/10/2010 - 10:35 Dikkat ! Kış Erken Geliyor Önleminizi, Alın
05/10/2010 - 10:00 Yirmilik Diş
05/10/2010 - 09:23 Karaciğer Dostu Şifalı Bitkiler
30/09/2010 - 23:07 İstanbul'da 1 milyon Binayı İlgilendiren Kritik Karar
30/09/2010 - 22:52 Gençlerin Yanlış Yollara Sapmaması İçin!
28/09/2010 - 12:18 Parmakları Çıtlatmak
28/09/2010 - 12:09 Bilgisayara Çok Bakanlar Dikkat!
28/09/2010 - 11:38 Amel İle Terbiye Edin Dille Değİl
28/09/2010 - 11:32 Okulda başarı için kahvaltının önemi büyük
27/09/2010 - 11:45 Bir Genç Erkekte Bulunması Gereken Özellikler
27/09/2010 - 11:23 Bir Genç Kızda Bulunması Gereken Özellikler
27/09/2010 - 11:15 Allah Korkusu Dünyevi Korkulardan Farklıdır
27/09/2010 - 11:05 Allah Teala Kullarına En Hayırlı Olanı Seçer
27/09/2010 - 10:57 Öz Güven Nasıl Kazanılır?
16/09/2010 - 14:21 Müslüman Kadının Kocasına İtaatı Nasıl Olmalı
16/09/2010 - 14:18 İmam Mehdi(a.s)dan Hadis ve Rivayetler
16/09/2010 - 13:06 Gürcistan'dan Türk işadamlarına çağrı: Gelin, 40 dolara 3 gün içinde şirketinizi kurun
16/09/2010 - 12:59 Tarım Müdürlüğü uyardı: İklim Değişikliklerinden Zarar Görmemek İçin Bölgeye Uygun Ürünler Ekin
15/09/2010 - 18:03 Çin Malı Kırtasiye Ürünlerine Dikkat Edilmesi İstendi
15/09/2010 - 17:21 Anadolu Üniversitesi'nin bütün kontenjanları doldu
15/09/2010 - 17:16 İran Halkı Kurân Yakma Girişimini Lanetledi
15/09/2010 - 16:03 Kurân Hidayet Ve Saadet Kitabıdır
14/09/2010 - 12:19 Nefsi Tezkiye Etmek
14/09/2010 - 12:17 Affetmek
03/09/2010 - 11:53 Kadir Gecelerinin Amelleri
03/09/2010 - 11:46 Oruç-Kırk Hadis
03/09/2010 - 11:40 Oruç Ve Günahtan Sakınmak
28/07/2010 - 10:08 Hak ve Batılın Ölçüsü Ammar
17/04/2010 - 12:37 Tövbe ve Nefsi Arındırma
17/04/2010 - 12:21 Ehl-i Beyt (a.s)’ı Tanımak
16/04/2010 - 09:43 Salavatın Faydaları
16/04/2010 - 09:24 Dua ve ibadete bilimsel kanıt
16/04/2010 - 09:22 Hakka Giden Yol
16/04/2010 - 09:10 Peygamber Efendimizin Sünnetleri
14/04/2010 - 08:39 Kuran ve Sünnette Ali Sevgisi
14/04/2010 - 08:32 Allah'ı Hakkıyla Tanı
12/04/2010 - 11:15 Allah-ı Zikretmek
29/03/2010 - 09:23 Tövbeyle İlgili Ayet ve Hadisler
24/03/2010 - 09:45 İmam Hasan Askeri (a.s)
16/03/2010 - 09:18 Herkesin Ders Alması Gereken Öneriler
04/03/2010 - 08:22 Ayetullah Sistani Olmasa Irak’ta Seçimler Olmaz
03/03/2010 - 08:46 Hz. Fatıma'nın çocuk eğitim yöntemleri
03/03/2010 - 08:40 Zekanızı bileyip geliştirecek 7 egzersiz
01/03/2010 - 09:17 Ehlibeyt Şiası
01/03/2010 - 08:34 Hz.Resulullah' ın (s.a.a) Faziletleri
01/03/2010 - 08:28 Bir Güneş Doğuyor, İmamet Semasında
25/02/2010 - 09:04 Niçin ve Nasıl Namaz Kılmalıyız
24/02/2010 - 08:35 Kalbi yumuşatan ve ihya eden şeyler
17/02/2010 - 15:16 İmam Mehdi'yi Bekleyenlerin Ödül ve Sevapları
17/02/2010 - 15:08 Kalbi yumuşatan ve ihya eden şeyler
16/02/2010 - 11:13 Ayetullah Sistani’den İnsanlık Dersi
16/02/2010 - 11:09 İmam Rıza(a.s)´dan Hikmetli Öğütler
16/02/2010 - 11:04 Kur'anı inanarak yaşamak
01/02/2010 - 09:34 Son dakikaya bırakılan namaz
28/01/2010 - 10:15 Dua'nın İcabetinin Şartları
16/01/2010 - 13:37 Aşura Basın Ödülleri Sahiplerini Buldu
12/01/2010 - 12:53  Sistani işgalcilere karşı İslami direnişin simgesidir.."
11/01/2010 - 14:55 Bir Kıyamı Kutsal Kılan Şartlar
11/01/2010 - 14:50 Tebatebai'nin Kaleminden İmam Hüseyin
11/01/2010 - 13:26 Hz. Hüseyin'in Kıyamından Alınan Dersler
11/01/2010 - 13:18 Kerbela'da Fedakarlık
 
Multimedia
Anket

Sitemizin yeni halini nasıl buldunuz?

Seçenekler
Kötü
İyi
Çok iyi

Sonuçları Göster

 
 
 
 
Ehlibeyt Gençliği 1

Sevginin Saf Kaynağı
Ehlibeyt Gençliği 3

SONSUZA KADAR ALACAKLI OLMAK
Ehlibeyt Gençliği 2

Allah’a Yolculuk
Ehlibeyt Gençliği 4

İslâm Öncesi Dinlerde Mehdi İnancı
Ehlibeyt Gençliği 5

Gaybet'i Kübradan Sonra
Ehlibeyt Gençliği 6

Algılama ve Düşünme Üzerine
Ehlibeyt Gençliği 6

Ramazan İle Sonsuzlaşmak
Ehlibeyt Gençliği 7

İsrail'i Kim Şımarttı
Yazilan yazilar yazarin kendi sorumlulugundadir. Sitemiz bundan sorumlu tutulamaz
Konuk Yazarlar
Bir Ayet
Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona, (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra da cehennemi ona mekan yaparız. O, buraya kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak girer.

( İsra - 18)

Bir Hadis
Size iki şey emanet ediyorum: Biri Kuran, diğeri Ehlibeyt’imdir. Kuran ve Ehlibeyt birbirinden ayrılmaz, Kuran ve Ehlibeyt Hakk’tan uzanan iptir, sarılan selamet bulur.”
(Hz. Muhammed s.a.a)

Tarih & Saat
Ençok Okunanlar
Yazarlar
Ana Sayfa Hakkımızda İletişim Ziyaretçi Defteri Foto Galeri Linkler

Ehlibeytgencligi.com İnternet üzerinden yayın yapmaktadır. Tüm hakları Saklıdır © 2008 İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Tasarım & Yazılım :
Networkbil.Net