Kull. Adı   Şifre :
Ana Sayfa Hakkımızda İletişim Ziyaretçi Defteri Foto Galeri Linkler
 
Gadir-i Hum Olayı
 
 
Resulullah (s.a.a) Hicretin onuncu yılında hacca gitmeyi karar vermiş ve bu kararı açıkladığında, onunla birlikte hacca gitmek için Medine'ye çok sayıda insan gelmişti.

22/11/2010

GADİR HADİSİ GADİR OLAYI "Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun elçiliğini yapmamış olursun ve Allah, seni insanlardan koruyacaktır. Şüphe yok ki Allah, kâfir olan kavmi hidayet etmez." (1) 762-el-Gadir: Resulullah (s.a.a) Hicretin onuncu yılında hacca gitmeyi karar vermiş ve bu kararı açıkladığında, onunla birlikte hacca gitmek için Medine'ye çok sayıda insan gelmişti. Resulullah (s.a.a), hicretten sonra, vefatına kadar Haccetü'l-Veda, Haccetü'l-İslam, Haccetü'l-Belağ, Haccetü'l-Kemal ve Haccetü't-Tamam da denilen bu haccın dışında başka bir hac yapmamıştı. Resulullah (s.a.a) gusletti, saçlarına yağ sürdü, taradı, ardından izar ve rida denilen iki çöl elbisesiyle Zilhicce ayından beş-altı gün önce, Cumartesi günü, Medine'den yola çıktı. Bütün eşleri, Ehlibeyt'i, Muhacir, Ensar ve diğer Arap kabilelerinden büyük bir topluluk onunla birlikte yola koyuldu. Resulullah'ın (s.a.a) Medine'den yola çıktığı o günlerde Medine halkından birçok kimse suçiçeği veya kızamık hastalığına yakalanmıştı. Bu yüzden çoğu insan Resulullah (s.a.a) ile hacca gitmek şerefine nail olamamıştı. Buna rağmen çok sayıda büyük bir insan topluluğu onunla beraber Medine'den hareket etti. Bazıları Resulullah'la birlikte hareket edenlerin sayılarının 90 bin kişi, bazıları 114 bin kişi, bazıları 120 bin kişi, bazıları 124 bin kişi, bazıları da bundan daha fazla olduğunu yazmışlardır. Peygamberle birlikte hareket edenlerin sayısı böyle olduğuna göre gerek Mekke'de olanlar, gerekse Hz. Ali (a.s) ve Ebu Musa ile Yemen'den gelenler bunlara eklenecek olursa, o zaman hacı sayısının bu rakamların çok daha üzerinde olduğu anlaşılmış olacaktır. Resulullah (s.a.a) Pazar günü, sabahleyin Melel'e(2) vardı. Yoluna devam edip akşam yemeğini Şerefu's-Seyyale'de (3) yedi. Akşam ve yatsı namazını da burada kıldı. Daha sonra (oradan hareket edip) sabah namazını Irku'z-Zubye'-de kıldı. Sonra Ravha'ya(4) indi. Buradan hareket edip ikindi namazını Munsaraf'ta (5) kıldı. Oradan da hareket edip akşam ve yatsı namazını Mutaaşşa'da kıldı, akşam yemeğini de burada yedi. Yine oradan hareket edip, sabah namazını Esaye'de kıldı. Salı gününün sabahı Arc'a (6) vardı. Burada deve kemiğiyle hacamat yaptırdı (boynundan kan aldırdı). Çarşamba günü Sukya'ya (7) vardı. Ebva'da (8) sabahladı ve namazını orada kıldı. Sonra oradan hareket edip Cuma günü Cuhfe'ye (9) vardı. Oradan da Kadid'e(10) ulaştı ve Cumartesi gününü orada istirahatla geçirdi. Pazar günü Usfan'da (11) idi. Sonra oradan hareket edip Gamim'e (12) vardı. Kafileye yaya olarak katılanlar Gamim'de sıraya geçip yol yürümekten dolayı Peygambere şikâyetlerini bildirdiler. Resulullah (s.a.a) onlara, "Koşar adımlarla yol yürüyün!" emrini verdi. Onlar da böyle yaparak rahatladılar. Pazartesi günü Murru'z-Zahran'a (13) vardılar. İkindiyi orada geçirerek akşamleyin Serif'e (14) ulaştılar. Akşam namazını kılmadan Mekke'ye ulaştılar. Geceyi Mekke'nin girişindeki geçitte sabahladılar ve Salı günü, sabahleyin Mekke'ye girdiler. Resulullah (s.a.a), hac amellerini yerine getirdikten sonra, Mekke'ye geldiği insanlarla Medine'ye geri dönerken, 18 Zilhicce Perşembe günü; Medine, Mısır ve Iraklı hacıların yol ayrımı olan Cuhfe'deki Gadir-i Hum'a (15) mevkiine ulaştıklarında, Cebrail "Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et…" ayetini indirdi. Yüce Allah bu ayetle Resulullah'ın (s.a.a), insanlara Ali'yi (a.s) imam olarak tanıtmasını, velayet hakkında nazil olanı bildirmesini ve onun itaatinin herkese farz olduğunu tebliğ etmesini emrediyordu. Hac dönüşü ilk grup Cuhfe'ye yaklaştığında Resulullah (s.a.a) önde gidenlerin geri dönmesini ve geride kalanların da bu bölgede onlara ulaşmasını emretti. Bölgede bulunan birbirine yakın beş büyük ağacın altında oturmaktan onları men etti. Ağaçların altını temizletti. Öğlen namazı için ezan okundu. Daha sonra Resulullah (s.a.a) halkla birlikte o ağaçların altında namaz kıldı. Hava çok sıcaktı. İnsanlar sıcaktan dolayı abalarının yarısını başlarına çekmiş, yarısını da ayaklarının altına sermişlerdi. Semure (16) ağacının üzerine elbise vb. şeyleri atarak Resulullah (s.a.a) için gölgelik yaptılar. Resulullah (s.a.a) namazını bitirdikten sonra cemaatin ortasında, deve semerleri üzerine çıkarak herkesin duyacağı şekilde, yüksek sesle şöyle buyurdu: Bütün övgüler Allah'a mahsustur; O'ndan yardım diliyor, O'na iman ediyor, O'na güveniyoruz. Nefsimizin şerrinden, kötü amellerimizden Allah'a sığınırız. Sapan kimseyi O'ndan başka kimse hidayet edemez. O'nun hidayet ettiğini kimse saptıramaz. Allah'tan başka ilah olmadığına, Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna şahadet ederim. Ey insanlar! İşlerin en ince ayrıntılarını bilen ve her şeyden haberdar olan Allah bana haber verdi ki, hiçbir Peygamber, kendisinden önceki peygamberin ömrünün yarısından fazla yaşamamıştır. Ben yakında Rabbimin davetine icabet edeceğim. Ben sorumluyum, siz de sorumlusunuz. O halde siz ne düşünüyorsunuz? Halk: Biz senin tebliğ ettiğine, nasihatte bulunduğuna, çaba sarf ettiğine tanıklık ediyoruz. Allah sana mükâfat versin. Resulullah: Allah'tan başka ilah olmadığına, Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna, cennet ve cehenneminin hak olduğuna, kıyamet gününün geleceğine ve kabirde olanların dirileceğine şahadet ediyor musunuz? Halk: Evet, buna şahadet ediyoruz. Resulullah: Allah'ım şahit ol. Yine Resulullah: Ey insanlar! İşitiyor musunuz? Halk: Evet, işitiyoruz. Resulullah: Ben sizden önce (Kevser) havuzun başına gideceğim, siz orada benim yanıma geleceksiniz. O havuzun genişliği Sanâ (17) ve Busrâ (18) arası kadardır. Burada yıldızlar sayısınca gümüşten kadehler vardır. Benden sonra "Sakaleyn" hakkında nasıl davranacağınıza bakın! Halktan birisi: Ya Resulullah, Sakaleyn nedir? Resulullah: (Biri) büyük emanet olan Allah'ın kitabıdır; bir tarafı Allah'ın elinde, diğer tarafı da sizin elinizdedir. Ona sımsıkı sarılın, sapmayın. Diğeri ise küçük emanetim olan Ehlibeyt'imdir. Yüce Allah onların, havuzun başında bana ulaşıncaya kadar birbirlerinden ayrılmayacaklarını bildirmiştir. Bunu onlar için ben Rabbimden istedim. Onlardan öne geçmeyin yoksa helak olursunuz; onlardan geri de kalmayın yoksa yine helak olursunuz. Resulullah (s.a.a) daha sonra Ali'nin (a.s) elinden tutup ikisi-nin de koltuk altlarının beyazlığı görülecek şekilde yukarıya kaldırdı. Herkes onu görüp tanıdı. Ardından şöyle buyurdu: Ey İnsanlar! Müminlerin kendilerinden, onlara daha evla kimdir? Halk: Allah ve Resulü daha iyi bilir! Resulullah: Yüce Allah benim mevlamdır, ben de müminlerin mevlasıyım; ben onlara kendilerinden daha evlayım (onlara kendi canlarından önce gelirim). Öyleyse ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır. Resulullah bu cümleyi üç kez tekrar etti. (Hanbelîlerin imamı Ahmed b. Hanbel'e göre, dört kez tekrar etmiştir.) Daha sonra şöyle buyurdu: Allah'ım, onunla dost olana dost, ona düşman olana düşman ol; onu seveni sev, ona buğzedene buğzet; ona yardım edene yardım et, ondan yardımını esirgeyenden yardımını esirge; o nereye dönerse hakkı onunla döndür. Bu sözleri burada hazır olanlar hazır olmayanlara bildirsinler! Halk henüz dağılmadan yüce Allah şu ayeti indirdi: "Bugün dininizi kemale erdirdim, nimetimi size tamamladım…" (19) Bunun üzerine Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: Allah-u Ek-ber! Din kemale erdi, nimet tamamlandı, Allah benim risaletime ve benden sonra Ali'nin velayetine razı oldu. Daha sonra orada bulunanlar Emirülmüminin'i (a.s) tebrik etmeye ve kutlamaya başladılar. Ebubekir ile Ömer, onu ilk kutlayan kimselerdendi. Birer birer öne çıkıp "Bu makam sana kutlu olsun ey Ebu Talib'in oğlu! Sen, benim ve kadın-erkek her müminin mevlası oldun!" dediler. İbn-i Abbas: Vallahi bu velayet herkesin üzerine farz oldu, dedi. Hassan: Ya Resulullah! Bana izin ver de Ali hakkında, halkın duyması için bazı beyitler okuyayım, dedi. Resulullah (s.a.a) "Allah'ın bereketi üzerine oku!" deyince a-yağa kalkıp şöyle dedi: Ey Kureyş'in büyükleri! Peygamber (s.a.a)'in huzurunda, sözü edilen velayet hakkında ben de diyorum ki: Gadir günü onlara sesleniyor Peygamberleri, Hum'da O halde kulak ver Resul'e, bak ne diyor sana! Bu anlatılanlar, Gadir olayı hakkında özet bir bilgidir. Detaylı bilgi ise ileride gelecektir. Hiç kuşkusuz bütün ümmet bunda ittifak etmiştir ve İslam tarihinde bundan başka bir Gadir olayı yoktur. Gadir olayı denince bu konu akla gelir. Gadir-i Hum denince de, Cuhfe yakınlarındaki tanıdık ve bildik yer hatırlanır. Hiçbir araştırmacı Gadir-i Hum dendiğinde sözü edilen Gadir-i Hum'dan başka bir yer tanımaz. (20) 763-Tarih-i Dımeşk [Ebu Said el-Hudrî'den]: "Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et" ayeti Resulullah'a (s.a.a) Gadir-i Hum gününde, Ali b. Ebu Talib hakkında nazil oldu. (21) 764-İmam Hüseyin (a.s): Resulullah (s.a.a) Veda Haccı'ndan dönerken Davcan (22) denilen bir yere indi. "Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun elçiliğini yapmamış olursun ve Allah, seni insanlardan koruyacaktır!" ayeti de burada nazil oldu. Allah'ın onu insanlardan (onların kötülüklerinden) koruyacağı nazil olunca "Haydi cemaat namazına!" diye seslendi. İnsanlar onun etrafında toplanınca "Size kendi canlarınızdan daha evla (daha öncelikli) olan kimdir?" diye sordu. Hep bir ağızdan "Allah ve Resulü'dür!" denince Ali b. Ebu Talib'in (a.s) elinden tutarak şunları söyledi: Ben kimin mevlası isem, Ali de onun Mevlasıdır. Allah'ım, ona dost olana dost, ona düşman olana düşman ol; ona yardım edene yardım et, onu yalnız bırakanı yalnız bırak. Şüphesiz, o bendendir, ben de ondanım; o, bana Harun'un Musa'ya olduğu konumdadır. Ancak benden sonra peygamber yoktur. Bu (velayet), yüce Allah'ın Muhammed (s.a.a) ümmetine farz kıldığı son fariza oldu. Daha sonra ise yüce Allah, Peygamberine şu ayeti indirdi: "Bugün dininizi kemale erdirdim, nimetimi size tamamladım ve sizin için din olarak İslam'ı beğendim." (23) 765-İmam Bakır (a.s) ["Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun elçiliğini yapmamış olursun…" ayeti hakkında]: O, velayettir. (24) 766-İmam Bakır (a.s): Resulullah (s.a.a) Medine'den (yola çıkarak) hac yaptı. O güne kadar ümmetine hac ve velayet dışındaki tüm dinî emirleri tebliğ etmişti. Cebrail (a.s) ona geldi ve dedi ki: Ey Muhammed! İsmi yüce Allah sana selam söylüyor ve diyor ki: "Ben, dinimi kemale erdirmeden ve hüccetimi sağlamlaştırmadan ne peygamberlerimden ne de resullerimden hiçbirinin canını almamışımdır. Senin üzerinde, ümmetine tebliğ etmen gereken iki fariza kalmıştır: Hac farizası ile senden sonraki velayet ve hilafet farizası. Zira ben yeryüzünü hüccetsiz bırakmadım ve onu asla boş bırakmayacağım. Allah (c.c.), ümmetine haccı tebliğde bulunmanı, hac yapmanı, seninle birlikte şehirli ve bedevilerden gücü yetenlerin de hac yapmalarını; onlara namazları, zekâtları ve oruçlarıyla ilgili bilgileri öğrettiğin gibi, haclarıyla ilgili bilgileri de öğretmeni; tebliğ ettiğin tüm dinî farizalardan kendilerini haberdar ettiğin gibi bu konuda da onları haberdar etmeni sana emretmektedir!" Resulullah'ın (s.a.a) münadisi halkın arasında seslendi: Dinleyin! Resulullah (s.a.a) hac yapmak istiyor ve sizi diğer dinî farizalarınız gibi bu konuda da bilgilendirmek, diğer hükümlerden haberdar ettiği gibi bu hükümden de haberdar etmek istiyor! Derken Peygamber (s.a.a) yola çıktı ve onunla birlikte olan-lar da çıktılar. Pür dikkat ona yönelmişlerdi. Onun yaptıklarına dikkat ediyor, aynını yapmak istiyorlardı. Peygamber onlarla hac yaptı. [Medine'den, etraf şehirlerinden ve bedevilerden] Resulullah ile hac yapanların sayısı yetmiş bin kişiyi buluyordu; belki de daha fazla idi. Musa'nın ashabı gibi yetmiş bin kişi… Vakfe yerinde durduğunda Cebrail Allah katından yanına gelerek dedi ki: Allah sana selam söylüyor ve diyor ki: «Ecelin ve (tayin edilen) süren yaklaşmıştır. Çok yakında seni gitmen gereken ve kaçınılması mümkün olmayan yere götüreceğim. O halde ahdini yerine getir ve vasiyetini takdim et. Sende olan ilmi ve senden önceki peygamberlerin miras olarak bıraktıkları ilimleri, yanında bulunan silah, tabut ve tüm peygamberlerin emanetlerini kendinden sonraki vasin ve halifene, yani benim mahlûkatım üzerindeki açık delilim Ali b. Ebu Talib'e teslim et! Onu insanlara önder olarak tanıt, sözünü, ahdini ve biatini yenile. Benim hakkımda kendilerinden söz ve biat aldığın herkese şunu hatırlat ki; benim velim, onların mevlası, inanan her erkek ve kadının mevlası Ali b. Ebu Talib'dir. Ben dinimi ve hüccetimi kemale erdirmedikçe, velilerimin velayeti ve düşmanlarımın düşmanlığı ile de nimetimi tamamlamadıkça peygamberlerimden hiçbir peygamberin canını almadım. Benim tevhidim ve dinimin kemali budur! Nimetimin mahlûkatıma tamamlanması, benim velime uymak ve ona itaatledir. Zira ben yeryüzünü mahlûkatım üzerinde benim hüccetim olacak veli ve kayyumdan yoksun bırakmam. O halde velim, kadın-erkek her inananın mevlası, kulum, peygamberimin vasisi, ondan sonraki halifesi ve mahlûkatım üzerindeki açık hüccetim olan Ali'nin velayetiyle "Bugün dininizi kemale erdirdim, nimetimi size tamamladım ve sizin için din olarak İslam'ı beğendim." Ona itaat, peygamberim Muhammed'in itaatiyle bitişiktir; ona ve Muhammed'e itaat ise bana olan itaate bitişiktir. Ona itaat eden bana itaat etmiştir. Ona isyan eden bana isyan etmiştir. Onu kendimle mahlûkatım arasında alamet kıldım.»Peygamber (s.a.a) Cuhfe'ye üç mil uzaklıktaki Gadir-i Hum'a vardığında, henüz günün beş saatlik bir bölümü geçmişken Cebrail (a.s) ona geldi ve kendisinin korunacağını, insanların şerrinden mahfuz kalacağını haber verdi! Sonra dedi ki: Ey Muhammed, Allah sana selam söylüyor ve diyor ki: Ey Resul! Rabbinden sana [Ali hakkında] indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun elçiliğini yapmamış olursun ve Allah, seni insanlardan koruyacaktır." Ön taraftakiler Cuhfe'ye yaklaştığında Resulullah (s.a.a) önde gidenlerin geri dönmesini ve geride kalanların da bu bölgede onlara ulaşmasını emretti. Böylece Ali'yi insanlara rehber olarak tanıtacak ve yüce Allah'ın Ali (a.s) hakkında indirdiğini bildirecekti. Zira Cebrail, Peygambere (s.a.a), Allah'ın (c.c) onu insanlardan koruyacağını haber vermişti.(25) 767-İmam Bakır (a.s): Allah, Peygamberine "Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun elçiliğini yapmamış olursun ve Allah, seni insanlardan koruyacaktır. Şüphe yok ki Allah, kâfir olan kavmi hidayet etmez!" ayetini indirdiğinde Resulullah (s.a.a) Ali'nin elinden tutarak şöyle buyurdu: Ey insanlar! Benden önce hiçbir peygamber yoktur ki kendisine verilmiş ömrün sonu gelip çattığında Allah'ın davetine icabet etmemiş olsun. Benim de davet edilmem ve buna icabet etmem yakındır. Ben sorumluyum, siz de sorumlusunuz. O halde siz ne düşünüyorsunuz? Halk: Biz senin tebliğ ettiğine, nasihatte bulunduğuna, üzerindeki borcu eda ettiğine tanıklık ediyoruz. Allah sana, peygamberlerine vereceği en üstün mükâfatı versin. Bunun üzerine Peygamber (s.a.a) "Allah'ım, şahit ol!" dedi ve ardından şöyle buyurdu: Ey Müslümanlar! Burada hazır olanlar, hazır olmayanlara (şu sözü) ulaştırsın: Bana inanan ve beni tasdik eden herkese Ali'nin velayetini vasiyet ediyorum. Bilesiniz ki Ali'nin velayeti, benim velayetimdir ve benim velayetim Rabbimin velayetidir. Bu, Rabbimin bana yüklediği bir sözdür ve bana onu size duyurmamı emretmiştir. Daha sonra üç kez "Duydunuz mu?" diye sordu. Sonra da biri "Duyduk ya Resulallah!" dedi. (26) 768-Şevahidu't-Tenzil [Ziyad b. Munzir'den]: İmam Bakır'ın (a.s) yanındaydım. Halkla sohbet ediyordu. Derken Basra ahalisinden ve Hasan Basrî'nin ravilerinden olan Osman el-Âşa adında biri öne çıkarak "Ey Resulullah'ın oğlu! Allah beni sana feda etsin. Hasan bize 'Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et!' ayetinin bir kişi hakkında nazil olduğunu söylüyor ama bu kimsenin kim olduğuna dair bize bir bilgi vermiyor!" dedi. Bunun üzerine İmam (a.s) şöyle buyurdu: Eğer bildirmek isteseydi muhakkak bildirirdi, ama o korkuyor! Cebrail Peygambere (s.a.a) gelerek "Allah, sana, ümmetine nasıl namaz kılmaları gerektiğini göstermeni emrediyor!" dedi ve o da bunu yaptı. Sonra yine geldi, "Allah, sana, ümmetine nasıl zekât vermeleri gerektiğini öğretmeni emrediyor!" dedi ve o da bunu yaptı. Sonra yine geldi, "Allah, sana, ümmetine nasıl oruç tutmaları gerektiğini göstermeni emrediyor!" dedi, o da öyle yaptı. Sonra yine geldi, "Allah, sana, ümmetine nasıl hac yapmaları gerektiğini göstermeni emrediyor!" dedi, Peygamber (s.a.a) bunu da yaptı. Daha sonra yine geldi, "Allah, sana, [namaz, zekât, oruç ve haccı gösterdiğin gibi] ümmetin üzerine tüm bu konularda hüccetin tamamlanması için velilerini de göstermeni emrediyor!" dedi. Resulullah (s.a.a): Ey Rabbim, dedi. Kavmim cahiliye geleneklerinden yeni çıkmıştır. Rekabet ve övünme, hâlen dahi onlarda devam etmektedir. İçlerinden bir kişi dahi yoktur ki velileri ondan bir kan dökmemiş olsun! Doğrusu ben korkuyorum! Bunun üzerine yüce Allah "Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun elçiliğini yapmamış olursun" ayetini nazil etti. Yapmamış olmak, "risaletini tamamlamamış olmak" idi. Tamamlamak için de "Allah, seni insanlardan koruyacaktır!" dendi. Allah onu koruyacağının garantisini verince ve (risaletinin eksik kalacağı ile) korkutunca Peygamber (s.a.a), Ali b. Ebu Talib'in elinden tutarak şöyle dedi: Ey insanlar! Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır. Allah'ım, ona dost olana dost ol, ona düşman olana düşman ol; ona yardım edene yardım et, onu yalnız bırakanı yalnız bırak; onu seveni sev ve ona buğzedene buğzet! Osman dedi ki: Şehrime, bu hadisten daha sevimli bir şeyle dönmedim. (27) 769-İmam Bakır (a.s): Cebrail (a.s) Veda Haccı'nda Ali b. Ebu Talib'in velayet emrinin duyurulmasını garanti eden "Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et…" ayetini Resulullah'a (s.a.a) getirdiğinde Peygamber üç gün bekledi. Böylece Cuhfe'ye vardı. Ancak halkın tefrikaya düşmesi korkusuyla onun elinden tutmadı (ve bu emri duyurmadı). Gadir gününde Cuhfe'de, Mehyea denilen yerde duraklayarak "Haydi cemaat namazına!" dedi. Bunun üzerine halk toplandı. Daha sonra "Size kendi canlarınızdan daha evla (öncelikli) olan kimdir?" diye sordu. Halk, yüksek sesle "Allah ve Resulüdür!" dedi. Peygamber ikinci kez sordu. "Allah ve Resulüdür!" dediler. Üçüncü kez sordu, yine "Allah ve Resulüdür!" cevabını aldı. Bunun üzerine Ali'nin elinden tutarak şöyle dedi: Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır. Allah'ım, ona dost olana dost ol, ona düşman olana düşman ol; ona yardım edene yardım et ve onu yalnız bırakanı yalnız bırak. O, bendendir ve ben ondanım. O, benim için Harun'un Musa'ya olan konumundadır. Ancak benden sonra peygamber yoktur. (28) 770-Muşkilu'l-Âsar [Ömer b. Ali'den, o da babası İmam Ali'den (a.s)]: Peygamber (s.a.a) Hum'da bir ağacın yanındaydı. Sonra Ali'nin elinden tutarak öne çıktı ve "Ey insanlar! Rabbiniz Allah olduğuna şahitlik etmez misiniz?" diye sordu. Halk: Evet, ederiz, dedi. Resulullah (s.a.a): Allah ve Resulünün size kendi canlarınızdan daha evla olduğuna; Allah ve Resulünün sizin mevlanız olduğuna şahitlik etmez misiniz? Halk: Evet, ederiz. Resulullah (s.a.a): (O halde) ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır. Ben aranızda ona tutunduğunuzda benden sonra sapmayacağınız şeyi bırakıyorum: Elinizde olan Allah'ın kitabını ve Ehlibeyt'imi. (29) 771-İsbatu'l-Vasiyye: Peygamber (s.a.a) Hum vadisine vardığında Emirülmüminin (a.s) [velayetinin duyurulması] hakkında, insanlardan yana güvence ayeti nazil oldu. Bu emir daha önce de geliyordu. Ancak Peygamber (s.a.a), yüce Allah'ın "Allah, seni insanlardan koruyacaktır" sözünü bekliyordu. Bu ayet inince hutbe okumak için ayağa kalktı. Allah'a çokça hamd-ü senada bulundu. Sonra Gadir-i Hum hadisini rivayet edenlerin de anlattıkları gibi Emirülmüminin'i (a.s) kendisinden sonra yerine rehber ve kayyum olarak atadı. Daha sonra Zilhicce ayının sonunda (Medine'ye) döndü. (30) 772-Bişaretu'l-Mustafa ["Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun elçiliğini yapmamış olursun ve Allah, seni insanlardan koruyacaktır. Şüphe yok ki Allah, kâfir olan kavmi hidayet etmez" ayeti hakkında İbn-i Abbas'tan]: (Bu ayet) Ali hakkında nazil oldu. Resulullah (s.a.a) onun hakkında bildirilen şeyleri tebliğ etmekle emrolunmuştu. Derken Peygamber (s.a.a), Ali'nin elinden tuttu ve şunları söyledi: Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır. Allah'ım, ona dost olana dost ol ve ona düşman olana düşman ol. (31) 773-Tefsir-i Ayyaşî [İbn-i Abbas ve Cabir b. Abdullah'tan]: Yüce Allah, Peygamberi Muhammed'e (s.a.a), Ali'yi halka göstererek velayetini duyurmasını emretti. Resulullah (s.a.a), halkın "Amcazadesinden yana tarafgirlik yapıyor!" diyerek bu konuda azgınlığa düşmesinden korktu. Allah da ona "Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun elçiliğini yapmamış olursun ve Allah, seni insanlardan koruyacaktır." ayetini nazil etti. Bunun üzerine Resulullah (s.a.a), onun velayetini duyurmak için Gadir-i Hum gününde ayağa kalktı. (32) 774-Tefsir-i Fahr-i Razî ["Ey Resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et…" ayetinin yorumunda]: Müfessirler bu ayetin iniş sebebi hakkında çeşitli vecihler ileri sürmüşlerdir… Onuncusu: Ayet Ali'nin fazileti hakkında nazil olmuştur. Bu ayet indiğinde Peygamber (s.a.a) onun elinden tutarak "Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır; Allah'ım, ona dost olana dost ol ve ona düşman olana düşman ol!" dedi. Sonra Ömer onunla görüşüp "Ey Ebu Talib'in oğlu, seni tebrik ederim; benim ve kadın-erkek inanan herkesin mevlası oldun!" dedi. Bu vecih, İbn-i Abbas, Berra b. Azib ve Muhammed b. Ali'nin görüşüdür. (33) ………………………………. 1-Maide,67 2- Doğrusu "Melel"dir, kaynakta zikredilen "Yelemlem" yanlıştır. Ayşe'den şöyle nakledilir: Resulullah Pazar gününü Medine'ye bir gece uzaklıkta bulunan Melel'de sabahladı. Daha sonra oradan hareket etti ve Şerefu's-Seyyale'de akşam yemeğini yedi. Sabah namazını da Irku'z-Zubye'de kıldı. (Mucemu'l-Buldan, c.3, s.336; Tacu'l-Arus, c.15, s.702) 3- Şerefu's-Seyyale: Melel ile Ravha arasında bir yerdir. (Mucemu'l-Buldan, c.3, s.336) 4- Ravha: Mekke ile Medine arasında Medine'ye otuz veya kırk mil uzaklıkta bir yerdir. Açık ve geniş bir alana sahip olduğu için bu isim verilmiştir. (Mucemu'l-Buldan, c.3, s.76) 5- Munsaraf: Mekke ile Bedir arasında bir yerdir. İkisi arasındaki uzaklık yaklaşık 80 km'dir. (Mucemu'l-Buldan, c.5, s.211) 6- Arc: Taif yakınlarında bir vadiye kurulu olan geniş bir kasabadır. (Mucemu'l-Buldan, c.4, s.98) 7- Sukya: Cuhfe yakınlarındaki Fur köyü mezralarında yer alan geniş bir kasabadır. Cuhfe'ye uzaklığı on dokuz mildir. (Mucemu'l-Buldan, c.3, s.228) -Ebva: Medine'ye bağlı Fur kasabasının uzantılarındandır. Cuhfe ile Medine'ye uzaklığı yirmi üç mildir. (Mucemu'l-Buldan, c.1, s.79) 8- Ebva: Medine'ye bağlı Fur kasabasının uzantılarındandır. Cuhfe ile Medine'ye uzaklığı yirmi üç mildir. (Mucemu'l-Buldan, c.1, s.79) 9- Cuhfe: Rabig yakınlarında bulunan, Mısır ve Şam'dan gelen hacı adaylarının mikat yeridir. (Takvimu'l-Buldan, s.80) 10- Kudayd: Mekke yakınlarında bir yerdir. (Mucemu'l-Buldan, c.4, s.313) 11- Usfan: Güneyde Huleys'e uzanan yol üzerinde hacı adaylarının durak yerlerinden biridir. (Takvimu'l-Buldan, s.82) 12- Gamim: Kurau'l-Gamim de denir. Usfan'ın 8 mil gerisinde yer alan bir vadidir. (Mucemu'l-Buldan, c.4, s.443) 13- Zahran: Mekke yakınlarında bir vadidir. Hemen yakınında Murr adı verilen bir köy vardır. Bu köyün ismiyle yapılan tamlama sonucu buraya Murru'z-Zahran da denilmektedir.(Mucemu'l-Buldan, c.4, s.63) 14- Serif: Mekke'ye 6 mil uzaklıkta bir yerdir. 7, 9 ve 12 mil uzaklıkta olduğu da söylenmiştir. Resulullah (s.a.a) burada Meymune Bint-i Haris'le izdivaç etmiş ve Meymune burada vefat etmiştir. (Mucemu'l-Buldan, c.3, s.212) 15- Gadir-i Hum: Hum, Mekke ile Medine arasında Cuhfe yakınlarında bir vadidir. Burada küçük bir gölet/çukur (gadir) vardı. Resulullah (s.a.a) burada bir hutbe okumuştur. (Mucemu'l-Buldan, c.2, s.389.) 16- Semure: Bir tür muz ağacı olan Semure'nin çoğulu Semur ve Semu-rat'tır. (Lisani'l-Arab, c.4, s.379) 17- Sanâ: Yemen'in başkentidir. Hicaz'ın güneyinde, Adn şehrinin kuzeyinde yer alır. O dönemler Yemen ve Hicaz'ın en önemli şehirlerindendi. 18- Busra: Dımeşk'in güneydoğusuna 90 km uzaklıkta bir şehirdir. Rum İmparatorluğu döneminde büyük önem taşıyan bir yerdi. Hicretin 13. yılında Halid b. Velid tarafından fethedilmişti. 19- Maide, 3. 20- el-Gadir, c.1, s.9. 21- Tarih-i Dımeşk, c.42, s.237; Esbab-u Nuzuli'l-Kurân, s.204, h.403, bu kaynakta "Resulullah'a (s.a.a)" ifadesi yer almamıştır; en-Nuru'l-Muştaal, s.86, h.16, "Gadir-i Hum gününde" kaydı zikredilmemiştir; Şevahidu't-Tenzil, c.1, s.250, h.244, "Resulullah'a (s.a.a) Gadir-i Hum gününde" bölümü yer almamıştır; ed-Dürru'l-Mensur, c.3, s.117, İbn-i Merduyeh vasıtası ile İbn-i Mesud'dan [bu kaynakta şöyle geçmektedir: Resulullah (s.a.a) zamanında bu ayeti şöyle okurduk: "Ey Resul! Rabbinden -Ali'nin müminlerin mevlası olduğuna dair- sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun elçiliğini yapmamış olursun ve Allah, seni insanlardan koruyacaktır!"]; el-Mena-kıb, İbn-i Şehraşub, c.3, s.21, İbn-i Abbas'tan, "Resulullah'a (s.a.a)" ifadesi zikredilmemiştir. 22- Doğrusu Dacenan veya Dacnan'dır. Vakidi der ki: Dacnan ile Mekke arası 25 mildir. Bekrî'den de nakledildiğine göre Kudeyd'e bir gecelik uzaklıktadır. Ayrıca bkz: Mucemu'l-Buldan, c.3, s.453; Mucem-u Mestâcem, c.3, s.856. 23- el-Burhan fi Tefsiri'l-Kurân, c.2, s.226, h.2909, Muhammed b. İshak vasıtası ile İmam Bakır'dan (a.s), o da babasından (a.s). Ayrıca bkz: Tefsir-i Kummî, c.1, s.173. 24- Muhtasar-u Basairi'd-Derecat, s.64; Basairu'd-Derecat, s.516, h.40, her ikisi de Fuzayl b. Yesar'dan. 25- el-İhticac, c.1, s.133, h.32; el-Yakin, s.343, h.127, her ikisi de Alkame b. Muhammed el-Hazremî'den; Ravzatu'l-Vaizin, s.100; Biharu'l-Envar, c.37, s.201, h.86. Ayrıca bkz: el-Kafi, c.1, s.293, h.3; Camiu'l-Ahbar, s.47, h.52. 26- Tefsir-i Ayyaşî, c.1, s.334, h.155, Ebu Carud'dan; Biharu'l-Envar, c.37, s.141, h.35. 27- Şevahidu't-Tenzil, c.1, s.254, h.248; Tefsir-i Ayyaşî, c.1, s.333, h.154. 28- Tefsir-i Ayyaşî, c.1, s.332, h.153, Sudeyr'den; Biharu'l-Envar, c.37, s.139, h.32. 29- Muşkilu'l-Asar, c.2, s.307; es-Sünne, İbn-i Ebi Asım, s.591, h.1361, bu kaynakta "Ali de onun mevlasıdır" ibaresine kadar olan bölüm yer almıştır; Tarih-i Dımeşk, c.42, s.213, h.8693; Kenzu'l-Ummal, c.13, s.140, h.36441. 30- İsbatu'l-Vasiyye, s.132. 31- Beşaretu'l-Mustafa, s.243; el-Emali, Şecerî, c.1, s.145; el-Menakıb, İbn-i Şehraşub, c.3, s.21; Şevahidu't-Tenzil, c.1, s.251, h.245. 32- Tefsir-i Ayyaşî, c.1, s.331, h.152. 33- Tefsir-i Fahr-i Razî, c.12, s.52
 

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

24/03/2014 - 16:41 Gençlerimiz ele ele verirse, Nevruz böyle bayram olur!
26/02/2014 - 15:04 Kurân-ı Kerim’in Mucize Oluşu
26/02/2014 - 14:43 Akraba Ziyaretleri
26/02/2014 - 14:00 İmam Ali’nin (a.s) İmam Hüseyin’e (a.s) Vasiyeti
03/05/2011 - 09:19 Irak'ın İşgalcilere İhtiyacı Yok!
30/04/2011 - 09:56 Bahreyn'de İnsanlık Ölüyor
30/04/2011 - 09:54 Mısır'da Vahabi Tehlikesi
28/04/2011 - 19:55 el -Ezher: Vahabilik bidat ve İslam dışıdır
28/04/2011 - 19:52 Trakya Ünüversitesinde başörtüsü çelişkisi
28/04/2011 - 19:20 Hamedani: Bölge diktatörlerinin sarayları yıkılmakta
05/02/2011 - 18:27 Gençlerin Aileleriyle İlişkileri Nasıl Olmalıdır
17/01/2011 - 10:50 Gureru'l Hikem Kitabı Çıktı
17/01/2011 - 10:44 Bayanlar Arası Kuran Okuma Yarışması Kayıtları Başladı
08/01/2011 - 14:39 Allah’ı Zikretmek
08/01/2011 - 14:35 İslâm Ahlâkının Özellikleri
08/01/2011 - 14:29 Hakka Giden Yol Nasıl Kat edilir?
08/01/2011 - 14:27 İslam'ın Arzuladığı ''Genç Nesil''
30/12/2010 - 14:15 Peygamber (s.a.a)’in Gadir-i Hum’da Okuduğu Hutbe
30/12/2010 - 14:06 Hz Ali'nin Divanındaki Sözlerden Seçmeler
27/12/2010 - 14:36 Adalet Mazharı Ali (a.s)
27/12/2010 - 14:24 Günahın Tedavisi
27/12/2010 - 13:57 Evliliğin Fazileti
27/12/2010 - 13:53 İnsan nasıl Allah’ın mahbubu (sevimli kulu) olur?
27/12/2010 - 13:42 Hz.Hüseyin(a.s)'den Hikmetli Sözler
09/12/2010 - 11:24 Allah Resulü Hüseyin'e Ağlıyor
09/12/2010 - 10:50 Kerbela
09/12/2010 - 10:48 Hüseyin Bin Ali (a.s)
09/12/2010 - 10:47 Aşura Kıyamının Hedefleri
09/12/2010 - 10:45 Muharrem, Matem ve Mühasebe Ayı
09/12/2010 - 10:44 Muharrem Ayının İlk On Günü
09/12/2010 - 10:40 Muharrem
22/11/2010 - 14:55 Gadir-i Hum Olayı
08/11/2010 - 13:17 Hz.Ali'nin torunundan 'Haklar Risalesi'
27/10/2010 - 09:11 Gerçek İslam ve Yöresel İslam
20/10/2010 - 17:30 İmam Rıza (a.s)
20/10/2010 - 17:22 İmam Rıza'nın (a.s) Kutlu Doğum Yıl Dönümü
07/10/2010 - 12:22 Balığı Sofranızdan Eksik Etmeyin
07/10/2010 - 12:16 İstanbul'da Acil Vakalar İçin Ambulans Devriyesi
07/10/2010 - 11:24 İlk Hacı Kafilesi Cumartesi Yola Çıkacak
07/10/2010 - 10:35 Dikkat ! Kış Erken Geliyor Önleminizi, Alın
05/10/2010 - 10:00 Yirmilik Diş
05/10/2010 - 09:23 Karaciğer Dostu Şifalı Bitkiler
30/09/2010 - 23:07 İstanbul'da 1 milyon Binayı İlgilendiren Kritik Karar
30/09/2010 - 22:52 Gençlerin Yanlış Yollara Sapmaması İçin!
28/09/2010 - 12:18 Parmakları Çıtlatmak
28/09/2010 - 12:09 Bilgisayara Çok Bakanlar Dikkat!
28/09/2010 - 11:38 Amel İle Terbiye Edin Dille Değİl
28/09/2010 - 11:32 Okulda başarı için kahvaltının önemi büyük
27/09/2010 - 11:45 Bir Genç Erkekte Bulunması Gereken Özellikler
27/09/2010 - 11:23 Bir Genç Kızda Bulunması Gereken Özellikler
27/09/2010 - 11:15 Allah Korkusu Dünyevi Korkulardan Farklıdır
27/09/2010 - 11:05 Allah Teala Kullarına En Hayırlı Olanı Seçer
27/09/2010 - 10:57 Öz Güven Nasıl Kazanılır?
16/09/2010 - 14:21 Müslüman Kadının Kocasına İtaatı Nasıl Olmalı
16/09/2010 - 14:18 İmam Mehdi(a.s)dan Hadis ve Rivayetler
16/09/2010 - 13:06 Gürcistan'dan Türk işadamlarına çağrı: Gelin, 40 dolara 3 gün içinde şirketinizi kurun
16/09/2010 - 12:59 Tarım Müdürlüğü uyardı: İklim Değişikliklerinden Zarar Görmemek İçin Bölgeye Uygun Ürünler Ekin
15/09/2010 - 18:03 Çin Malı Kırtasiye Ürünlerine Dikkat Edilmesi İstendi
15/09/2010 - 17:21 Anadolu Üniversitesi'nin bütün kontenjanları doldu
15/09/2010 - 17:16 İran Halkı Kurân Yakma Girişimini Lanetledi
15/09/2010 - 16:03 Kurân Hidayet Ve Saadet Kitabıdır
14/09/2010 - 12:19 Nefsi Tezkiye Etmek
14/09/2010 - 12:17 Affetmek
03/09/2010 - 11:53 Kadir Gecelerinin Amelleri
03/09/2010 - 11:46 Oruç-Kırk Hadis
03/09/2010 - 11:40 Oruç Ve Günahtan Sakınmak
28/07/2010 - 10:08 Hak ve Batılın Ölçüsü Ammar
17/04/2010 - 12:37 Tövbe ve Nefsi Arındırma
17/04/2010 - 12:21 Ehl-i Beyt (a.s)’ı Tanımak
16/04/2010 - 09:43 Salavatın Faydaları
16/04/2010 - 09:24 Dua ve ibadete bilimsel kanıt
16/04/2010 - 09:22 Hakka Giden Yol
16/04/2010 - 09:10 Peygamber Efendimizin Sünnetleri
14/04/2010 - 08:39 Kuran ve Sünnette Ali Sevgisi
14/04/2010 - 08:32 Allah'ı Hakkıyla Tanı
12/04/2010 - 11:15 Allah-ı Zikretmek
29/03/2010 - 09:23 Tövbeyle İlgili Ayet ve Hadisler
24/03/2010 - 09:45 İmam Hasan Askeri (a.s)
16/03/2010 - 09:18 Herkesin Ders Alması Gereken Öneriler
04/03/2010 - 08:22 Ayetullah Sistani Olmasa Irak’ta Seçimler Olmaz
03/03/2010 - 08:46 Hz. Fatıma'nın çocuk eğitim yöntemleri
03/03/2010 - 08:40 Zekanızı bileyip geliştirecek 7 egzersiz
01/03/2010 - 09:17 Ehlibeyt Şiası
01/03/2010 - 08:34 Hz.Resulullah' ın (s.a.a) Faziletleri
01/03/2010 - 08:28 Bir Güneş Doğuyor, İmamet Semasında
25/02/2010 - 09:04 Niçin ve Nasıl Namaz Kılmalıyız
24/02/2010 - 08:35 Kalbi yumuşatan ve ihya eden şeyler
17/02/2010 - 15:16 İmam Mehdi'yi Bekleyenlerin Ödül ve Sevapları
17/02/2010 - 15:08 Kalbi yumuşatan ve ihya eden şeyler
16/02/2010 - 11:13 Ayetullah Sistani’den İnsanlık Dersi
16/02/2010 - 11:09 İmam Rıza(a.s)´dan Hikmetli Öğütler
16/02/2010 - 11:04 Kur'anı inanarak yaşamak
01/02/2010 - 09:34 Son dakikaya bırakılan namaz
28/01/2010 - 10:15 Dua'nın İcabetinin Şartları
16/01/2010 - 13:37 Aşura Basın Ödülleri Sahiplerini Buldu
12/01/2010 - 12:53  Sistani işgalcilere karşı İslami direnişin simgesidir.."
11/01/2010 - 14:55 Bir Kıyamı Kutsal Kılan Şartlar
11/01/2010 - 14:50 Tebatebai'nin Kaleminden İmam Hüseyin
11/01/2010 - 13:26 Hz. Hüseyin'in Kıyamından Alınan Dersler
11/01/2010 - 13:18 Kerbela'da Fedakarlık
 
Multimedia
Anket

Sitemizin yeni halini nasıl buldunuz?

Seçenekler
Kötü
İyi
Çok iyi

Sonuçları Göster

 
 
 
 
Ehlibeyt Gençliği 1

Sevginin Saf Kaynağı
Ehlibeyt Gençliği 3

SONSUZA KADAR ALACAKLI OLMAK
Ehlibeyt Gençliği 2

Allah’a Yolculuk
Ehlibeyt Gençliği 4

İslâm Öncesi Dinlerde Mehdi İnancı
Ehlibeyt Gençliği 5

Gaybet'i Kübradan Sonra
Ehlibeyt Gençliği 6

Algılama ve Düşünme Üzerine
Ehlibeyt Gençliği 6

Ramazan İle Sonsuzlaşmak
Ehlibeyt Gençliği 7

İsrail'i Kim Şımarttı
Yazilan yazilar yazarin kendi sorumlulugundadir. Sitemiz bundan sorumlu tutulamaz
Konuk Yazarlar
Bir Ayet
"Kur'an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin"

( Arâf - 204)

Bir Hadis
Size bir ihtiyacını söyleyip el açan biri, böylece onurunu size takdim ediyor demektir; o halde siz de kendi onurunuza saygılı davranın ve onun ihtiyacını giderin.Hz.Hüseyin (a.s)
Tarih & Saat
Ençok Okunanlar
Yazarlar
Ana Sayfa Hakkımızda İletişim Ziyaretçi Defteri Foto Galeri Linkler

Ehlibeytgencligi.com İnternet üzerinden yayın yapmaktadır. Tüm hakları Saklıdır © 2008 İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Tasarım & Yazılım :
Networkbil.Net