Muharrem
Hicrî Kamerî takvimin ilk ayıdır. Cahiliye döneminde bu ayda
savasmak yasak (haram) oldugu için "yasaklanmış" anlamına gelen Muharrem denmistir.
09/12/2010

Muharrem

Hicrî Kamerî takvimin ilk ayıdır. Cahiliye döneminde bu ayda
savasmak yasak (haram) oldugu için "yasaklanmış" anlamına gelen Muharrem denmistir. Ancak Emevîler Sehitlerin Efendisi İmam Hüseyin'in (a.s) kanını dökerek Kerbela hadisesini gerçekleştirmekle bu ayın ihtiramını korumadılar.
İmam Rıza (a.s) söyle buyurmuştur: "Muharrem ayında savaş yapılması, cahiliye halkı tarafından da benimsenmezdi. Ancak bu ayda düşmanlar kanımızı haksız yere döküp saygınlığımızı çiğnediler; çocuklarımızı ve kadınlarımızı esir alıp çadırlarını ateşe verdiler, (mallarını) yağmaladılar ve bize karsı Peygamber'in (s.a.a) hatırını hiç gözetmediler."1
Hicrî 61 (M.680) yılında, 2 Muharrem'de, Hüseynî kafile Kerbela'ya geldi ve burada çadır kurdu. İmam Hüseyin (a.s) ile savaşmak için gelen, İmam'ı ve beraberindekileri muhasara altına alan Kufe ordusunun sayısı da gün geçtikçe artıyordu.
Muharrem ayının dokuzuncu günü Tasua, onuncu günü de Şehitlerin Efendisi İmam Hüseyin'in (a.s), çocuklarının ve yarenlerinin Kerbela'da şehit edildiği gün olan Aşura'dır.
Aşura hadisesinin gerçekleştiği ay olması hasebiyle bu aya girildiğinde kalplere hüzün ve keder hâkim olur. İmam Hüseyin'in (a.s) aşıkları bu ayın ilk gününden itibaren matem merasimleri düzenler ve siyahlar giyerek yasta olduklarını gösterirler. Muharrem ayı, Aşura gibi Kerbela kıyamının hatıralarda canlı kalmasının sırrı olmuştur. Bu ay Hüseynî kıyamın korunmasında önemli bir rol üstlenmiştir. Zira bu
Ay da bütün Şiîler Kerbela şehitlerinin ardından gözyaşı döker ve bu olaydan gereken ibretli dersleri alırlar.
İmam Humeynî (r.a) bu ay hakkında şunları söylemiştir:
Muharrem, Şehitlerin Efendisi'nin (a.s) ve Allah velilerinin
büyük kıyamının ayıdır. İmam Hüseyin (a.s), tagutun karsısında
kıyam etmekle insanlığa "yapıcılık ve yıkıcılık" dersini verdi. Zalimlerin yok olmasını ve zorbaların ortadan kaldırılmasını, feda etmek ve feda olmakta görmüştü. (1)

1-Sahife-i Nur, c.2, s.11.
Kerbela Ansiklopedisi