Akraba Ziyaretleri
26/02/2014


Yıllarca anne-babalarıyla aynı çatı altında yaşayan gençlerin, evlendikten sonra eşleri tarafından anne-babalarıyla ilişkilerini kesmeleri ve onları unutmaları beklenemez; bu, doğru olmaz da...



İslam'da akraba ilişkilerini kesmek, büyük günahlardan sayılmaktadır. İnsan kelimesi (bir görüşe göre) üns (ülfet, alışkanlık, huy) kökünden alınmıştır. Müslümanlar arasında ülfet ve sevgi, var olması gereken esaslardandır. Ne var ki bazı cahiller, evlendiklerinde eşlerinin gerek anne-babalarından gerekse diğer akrabalarından ilişkilerini kesip sadece kendine bağlanması gerektiğine inanıyorlar. Bu yüzden de bazı erkekler eşlerine; "Benim iznim olmadan evden dışarı çıkmayacaksın; babanın, kardeşinin, amcanın ve dayının evine gitmeyeceksin!" diye telkinde bulunurken bazı kadınlar da kocalarına; "Benimle evlendiğine göre artık annenin yanına gidemezsin, kız kardeşinle ilişkini keseceksin!" diyorlar.



Hiç kuşkusuz bu, dar görüşlülüktür ve İslam'a aykırıdır. Esasında bu, İslamî kanunların ruhunu ve gerçeğini kavrayamamaktan kaynaklanır. Akıl sahibi bir erkek veya kadın, eşine öyle muhabbet besler, öyle fedakârlık ve anlayış gösterir ki, eşi onun yanında kalmayı hiçbir şeye değişmez. Evinde ve eşinin yanında olmayı huzurun kaynağı, ümit ve cennet evi olarak görür. Böyle bir eş bazen akraba ilişkilerini korumak için, akrabalarının yanına gitse de hemen eve dönmek, aziz mahbubuna kavuşmak ister. Eşi eve bağlamanın yolu budur. Aksi takdirde insanı zorla eve bağlamak kötü sonuçlar doğurur; sevgi biter, ihtilaf başlar.



Kısacası, henüz yeni evlenen çiftler akraba ziyaretine daha fazla önem vermeli, sık sık akrabalarını ziyaret etmeliler. Zira yeni evliler, henüz yeni tanıştıkları evlilik ortamı hakkında akrabalarının tecrübelerinden yararlanmalı, akrabaları da onlara bildiklerini aktararak onları güzel bir şekilde yönlendirmelidirler.



Maalesef bazı akrabalar, bir de bakıyoruz ki, mağrurca davranarak yeni çiftleri yönlendirecekleri yerde yerli-yersiz onların işlerine karışıyorlar. Sonuç olarak onların sorunlarını çözmek yerine daha da çoğaltıyorlar.



Yapılacak nasihatler, her şeyden önce Allah rızası için olmalıdır. Büyükler, gelin veya damatta gördükleri saygısızlıkları onların terbiyesizliklerine değil de gençliklerine vermeli, affedici olmalı, büyüklüklerini göstermeli, kırıldıklarını hissettirmemeye çalışmalı ve saygısızlıklarını görmezden gelmelidirler. Kayınvalide, kayınpeder, kayınbirader, baldız, gelin ve damat ilişkilerinde "yeni çiftlere yardımcı olmak" daima ön planda olmalıdır. Kayınvalide, gelinini kızı gibi görmeli, tatlı dille ve münasip bir şekilde ona kılavuzluk etmelidir. Gelin de kayınvalidesinin nasihatlerini tıpkı annesinin nasihatleri gibi görmeli, söylenenleri dinlemeli ve yerine getirmelidir. Gelin, kayınvalidesinin sözünü dinlemediği takdirde, kayınvalide büyüklüğünü korumalı, bir süre onu kendi hâline bırakmalı ve bizzat gelininin gelip de kendisinden nasihat istemesini beklemelidir.



Oğlunun ve gelininin huzurunu isteyen her kayınvalide mutlaka böyle davranmalıdır. Nitekim İslam da bunu der. O halde "İslamî tavsiyelere kulak asmak ve saygınlığını korumak isteyen bütün kayınvalideler böyle yapmalıdır", diyoruz.



Gelinle tartışmak ve kavga etmek, kayınvalidenin hasetçi veya seviyesiz olduğunu gösterir.



Delil:



1-Resul-i Ekrem (s.a.a): "Bir selam vermekle de olsa yakınlarınızla sıla-i rahimde bulunun." (1)



2-İmam Bâkır (a.s): "Sıla-i rahim (akraba ziyareti) amelleri temizler, mallara bereket getirir, belaları uzaklaştırır, kıyamet hesabını kolaylaştırır ve eceli geciktirir." (2)



3-Resul-i Ekrem (s.a.a): "Burada bulunan bulunmayan, anasının karnında veya babasının sulbünde olan ümmetimden herkese tavsiyem (şudur ki), aralarındaki mesafe bir yıllık yol kadar olsa bile kıyamet gününe kadar akrabalık bağlarını korusunlar. Zira sıla-i rahim dinin gereksinimlerindendir." (3)



4-İmam Ali (a.s): "Saygın insanın güzel işlerinden biri de (başkalarının kötü davranışlarından) haberdar olduğu halde onları görmezden gelmesidir." (4)



1- Sefinetü'l-Bihar, c.1, s.515.



2- Sefinetü'l-Bihar, c.1, s.515.



3- Sefinetü'l-Bihar, c.1, s.515.



4- Nehcü'l-Belaga, 222. hikmet.