Kull. Adı   Şifre :
Ana Sayfa Hakkımızda İletişim Ziyaretçi Defteri Foto Galeri Linkler
.: Yazarlar :.

 
İRAN’IN YAYILMACI POLİTİKASI
12/01/2010 - 13:39

Ehlibeyt Gençliği 3
Birkaç yıldır tekrar edile edile herkesin bilinçaltına yerleştirilmeye çalışılan bir iddia var.
“İran’ın yayılmacı politikası”

Başka bir tabirle bütün Müslümanları, hatta bütün dünyayı Şiileştirme çabaları.

Bunu kanıtlamak için durmadan programlar yapılmakta, yazılar yazılmakta.

Hatta bundan da öteye cübbeli, sakallı, elinde tespih hocalar bunu kanıtlama çabası içerisinde mezhebi ihtilafları sıralamaktan geri kalmamaya gayret ediyorlar.

Bazen kontrollerini kaybedip tekfirciliğe kadar varan fetvalar savurmaları ise artık gündelik duaları oldu.

Nasıl olsa minber de, mihrap da, tribün de onların

Dünyanın neresinde, bir gurup Şii topluluk varsa ve “Biz de Müslümanız” “Kendi ülkemizde inancımızı özgürce yaşamak istiyoruz” deseler, İran’ın eli aranır oldu.

Irak’ın yüzde 65-70’ini Şii topluluk oluşturmasına rağmen ülkede hiçbir hakka sahip olmayan, köleler gibi çalıştırılan, katledilen, sürgüne gönderilen bir ülkede İlahi takdir zalimlerin çarkını tersine çevirdi,

Şiilere kendi ülkelerini yönetme fırsatı doğdu.

Hem de dest pençe önünde durdukları erbaplarının,

yani İran’ın en büyük düşmanının eliyle.

Ama yine İran bu ittihamlardan kurtulamadı

Irak, İran’ın yayılmacı politikalarının bir vazgeçilmez delili oldu.

Bir ömür:

Muharremdir Hanım Zeynep Azası

Bizi Sesler Hüseyin’in Kerbela’sı

Yolu Bağlı Kalıp Düşman Elinde

Daha Zevvarının Yoktur Sesi Sedası

…şiirleriyle ağıtlar yakan Şii İranlılara Kerbela kapılarının açılmasını bu yayılmacı politikanın bir devamı görmüş olacaklar ki;

Gönderdikleri veya destekledikleri terörist gurupların eliyle sokak, pazar, okul, hastane demeden patlattıkları bombalarla yüz binlerce masum Şii’nin kanını döktüler.

Bu da takdiri İlahi olacak ki hiçbir halt edemediler.

Nüfusunun yüzde sekseni Şii olan Bahreyn’de de durum aynı. Hangi Şii kalkıp “İnancımızı yaşamak ve kendi ülkemizde ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmek istemiyoruz” dese,

“İşte gördünüz İran karıştırıyor” diyorlar.

Nüfusunun yüzde otuz beşini Şiilerin oluşturduğu Kuveyt aynı gazeli okuyor.

Suudi Arabistan'daki Şiiler için durum daha korkunç..

Ben Şii’yim demeye dahi korkuluyor. Açıkça Cuma hutbelerinden, devlet televizyonlarından hakaret edilip, lanetleniyorlar. Yani Tekfirci zihniyetin arkasındaki güç Suutlar.

En fazla bu çığırtkanlığı yapan da onlar.

Çünkü Şiilerin ülkede söz hakkına sahip olmasına, diğer vatandaşlar gibi inancını özgürce dile getirmesine cevaz yok. Yaşama hakkı ise tartışılıyor.

Kendi Şii vatandaşının her isteğini İran’ın müdahalesi olarak yüksek sesle dile getiriyor Arabistan yönetimi.

14 milyonluk Arabistan’da 3-4 milyon Şii yaşıyor. Ama çoğunun baskılar yüzünden kimliklerini gizlettikleri söyleniyor.

Irak’da olduğu gibi, bir zamanlar ülkenin yüzde otuzunu oluşturdukları kabul edilmeyen Şiilerin zalim diktatör yıkıldıktan sonra bir anda yüzde 65-70 olduğu anlaşılması bunun en çarpıcı örneği.

Yemen'de ise bir insanlık dramı var. Büyük şeytanın eliyle kendi halkını çoluk-çocuk demeden katlediyor. Kendilerini en doğru Müslüman sayanlar ise onların kanlı elini yıkamak için su taşıyor.

Bir ülke Gavura "gel benim vatandaşımı öldür" diyecek kadar alçaklaşabiliyor. Sonrasında aynı sahtekarlıkla bu satılmışlığı örtbas etmeye çalışıyor. Günah keçisi hazır "İran... İran..."

Bir halk kendi inancını kendi vatanında yaşayamıyorsa, kendi kimliğini izhar etmeğe korkuyor, aşağılanıyor ve tekfir ediliyorsa, inancını daha iyi yaşayabileceği başka bir ülkeyi sevmesinden daha doğal ne olabilir ki.

Kendi vatanına o insanları yabancılaştıran yöneticiler kendilerini sorgulamalılar.

Başkalarını suçlayarak kendi çirkefliklerini gizleyemezler.

Elhamdulillah Türkiye’de yaşayan Şiiler için böyle bir durum söz konusu değil.

Biz kendi vatanımızı bütün ülkelerden daha çok seviyoruz. Bunu da özgürce birilerinden çekinmeden, korkmadan gögsümüzü kabarta kabarta söylüyoruz.

Niçin mi?

Çünkü Türkiye’de yaşayamayıp da başka bir ülkede yaşayabileceğimiz bir şey yok.

Ezanlarımız “Eşhedü Enne Aliyyen Veliyullah” nidasıyla bu ülkenin dört bir yanından yankılanıyor. Birkaç cübbeliyi saymazsak, bu ülkedeki diğer mezhep mensupları bizi, İslam ümmetinin bir parçası, zenginliği olarak görüyor. Bu ülkenin Başbakanı "Milletimizin Ehl-i Beyt aşkı ve Evlad-ı Kerbelâ’nın acılarla yoğrulmuş bilgeliği, toplumsal birlik ve beraberliğimizin, dirlik ve düzenimizin tarihi bir teminatıdır. Her daim ‘acıyı bal eyleyenlerin’ matemini tüm toplum adına yüksek bir sadakatle paylaşıyor, Hz. Hüseyin ve Kerbelâ şehitlerinin aziz hatırasının rahmete vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum" diyerek bu toplumu bağrına basıyor. Topllumsal birlik beraberliğin teminatı görüyor.

Böyle bir ülkede hiçbir Şii kimliğini gizletme gereksinimi duymuyor. İstedikleri kitabı çıkarabiliyor, istedikleri hutbeyi okuyabiliyorlar. Hatta bütün camilerin kanuni olarak bağlı olduğu diyanete dahi bağlı değiller.

Ulaşamadığımız bazı hak ve hukuklar ise zaten birçok vatandaşın ulaşamadığı şeyler. Sadece bize özgü değil. Onun da çözümü için çalışmalar var.

Türkiye’nin İran’ı suçlaması için bir neden yok. Çünkü İran’ın Şiilere kendisinden fazla verebileceği bir şey bırakmamış.

Arabistan’da ise durum tam tersine.

Arabistan Şiileri inançlarının yüzde yüzünü İran’da görüyorlar. Kendi ülkelerinin veremediği her şeyi orası onlara verebiliyor. Bu yüzden televizyonları 24 saat İran yayınlarına endeksli.

Kendi ülkelerinden kendilerine tekfir fetvaları verilirken, hakaretler yağdırılırken onları izlemelerini beklemeniz abes olur herhalde

OYSA İRAN’I SUÇLAYACAKLARINA KENDİ ÜLKELERİNDE YAŞAYAN VE NÜFUSUN ÖNEMLİ BİR KESİMİNİ OLUŞTURAN Şİİ VATANDAŞLARINA HAKLARINI VEREBİLSELER BÜTÜN SORUNLAR ÇÖZÜLECEK

Kendilerinin baskı ve haksızlıklarını İran’ı suçlayarak örtbas etmeye çalışmaları boşuna,

Şia’nın yayılmaya ihtiyacı yok, zaten dünyanın her ülkesinde var.

"Şiiler İran'ı kendi ülkelerinden çok seviyorlar" veya "İran'ın Şiileştirme Politikası" gibi siyasi kelimelerle kendi ülkelerinde Şiileri hedef göstermeye çalışmaları sadece kendi zulüm ve baskılarını gizlemek içindir.

Ama bizim halk baskıya hiç mi hiç gelmez. Kerbela aşkıyla yoğrulan toprak kanla korkutulmaz.

Kendi tabirleriyle “ya bu yalın ayak halka” haklarını vereceksiniz, ya da nasırlaşmış ayaklarıyla tahtınızın üzerine basacakları günün korkusuyla yaşayacaksınız.

Tarih bunu hep yaptı

Irak’da boğazına ip geçiren diktatörü gören diktatör kralların, o gün sabaha kadar boyunlarının ağrıdığını zannediyorum…

Ben ise “Fe Se Ya’lemullezine Zalemu, Eyye Munkalebin Yenkalibun” diyerek huzur içerisinde uyudum.

Çünkü verilmemesinden veya alınmasından korktuğum bir hakkım yoktu…

Rahmi onurşan Rahmani

 


 

1581 Defa Okunmuştur.

 

Yorum Ekle

Yazdır
 

YORUMLAR

ehlibeytgencligi

YAZARIN DİĞER YAZILARI

23/09/2011 - 09:47 SONSUZA KADAR ALACAKLI OLMAK

16/03/2010 - 09:20 ALİ ŞİASI

16/03/2010 - 08:56 KERBELA'DA BİR AMERİKALI

12/01/2010 - 13:39 İRAN’IN YAYILMACI POLİTİKASI
 
 
Multimedia
Anket

Sitemizin yeni halini nasıl buldunuz?

Seçenekler
Kötü
İyi
Çok iyi

Sonuçları Göster

 
 
 
 
Ehlibeyt Gençliği 1

Sevginin Saf Kaynağı
Ehlibeyt Gençliği 3

SONSUZA KADAR ALACAKLI OLMAK
Ehlibeyt Gençliği 2

Allah’a Yolculuk
Ehlibeyt Gençliği 4

İslâm Öncesi Dinlerde Mehdi İnancı
Ehlibeyt Gençliği 5

Gaybet'i Kübradan Sonra
Ehlibeyt Gençliği 6

Algılama ve Düşünme Üzerine
Ehlibeyt Gençliği 6

Ramazan İle Sonsuzlaşmak
Ehlibeyt Gençliği 7

İsrail'i Kim Şımarttı
Yazilan yazilar yazarin kendi sorumlulugundadir. Sitemiz bundan sorumlu tutulamaz
Konuk Yazarlar
Bir Ayet
O gençler, mağaraya sığındıkları zaman, demişlerdi ki: "Rabbimiz, katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize doğruyu kolaylaştır (bizi başarılı kıl). (Kehf/10)

Biz sana onların haberlerini bir gerçek (olay) olarak aktarıyoruz. Gerçekten onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi ve biz de onların hidayetlerini arttırmıştık. (Kehf/13)

Hani Musa genç yardımcısına demişti: "İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar gideceğim ya da uzun zamanlar geçireceğim." (Kehf/60)

(Varmaları gereken yere gelip) Geçtiklerinde (Musa) genç-yardımcısına dedi ki: "Yemeğimizi getir bize, andolsun, bu yaptığımız-yolculuktan gerçekten yorulduk." (Kehf/62)



( Kehf - 10)

Bir Hadis
İnsanlar dünya kullarıdır, din ise onların dillerine bir yalaktır. Dinin sayesinde geçimlerini sağladıkları müddetçe onun etrafını sararlar, ama zorluklarla imtihan edildiklerinde dindarlar azalır.Hz. Hüseyin (a.s)

Tarih & Saat
Ençok Okunanlar
Yazarlar
Ana Sayfa Hakkımızda İletişim Ziyaretçi Defteri Foto Galeri Linkler

Ehlibeytgencligi.com İnternet üzerinden yayın yapmaktadır. Tüm hakları Saklıdır © 2008 İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Tasarım & Yazılım :
Networkbil.Net