Kull. Adı   Şifre :
Ana Sayfa Hakkımızda İletişim Ziyaretçi Defteri Foto Galeri Linkler
.: Yazarlar :.

 
Ramazan İle Sonsuzlaşmak
27/09/2010 - 11:00

Ehlibeyt Gençliği 6
Ramazan öncüsü, hayırla, bereketle gelen aylar (Recep ve Şaban); sessiz, sakin; fakat dolu dolu bir feyzin taşıp bütün gönülleri saracağı mübarek günlerin yakın olduğunun işaretleri gibidirler. Gönlünü Allah'ın arşı yapmış insan, bu ayların ilk günüyle Ramazan'ın girdiğini hissetmeye başlar ve birkaç adım ileride kendini bekleyen bir bereket ayını olabildiğince değerlendirebilmek için şimdiden, sergileyeceği kulluğu itibariyle bütün duygularını bir kere daha gözden geçirir…
Ramazan öncüsü, hayırla, bereketle gelen aylar (Recep ve Şaban); sessiz, sakin; fakat dolu dolu bir feyzin taşıp bütün gönülleri saracağı mübarek günlerin yakın olduğunun işaretleri gibidirler. Gönlünü Allah'ın arşı yapmış insan, bu ayların ilk günüyle Ramazan'ın girdiğini hissetmeye başlar ve birkaç adım ileride kendini bekleyen bir bereket ayını olabildiğince değerlendirebilmek için şimdiden, sergileyeceği kulluğu itibariyle bütün duygularını bir kere daha gözden geçirir… Bu mübarek ay yaklaştıkça insanın içi tarif edilmez bir mutlulukla dolmaya başlar, insan sevinir, zira yılın kalben en huzurlu geçireceği dönemi gelip çatmıştır. Ruhun akıl almaz ve ibraz edilmez rahatlığı sadece gönlün derinliklerinde hissedilir.. İnsan yeniden doğmuş gibi mutludur, Hızır'ın ab-ı hayatından içmiş gibi de sevinçli… Saadet asrında Ramazan ayı yaklaştığı zaman Neb-i Ekrem (s.a.a) hemen minbere çıkar ve müminleri bu ayı karşılamaya şöyle hazırlardı:"Ey İnsanlar! Şüphesiz Ramazan ayı, Allah katında en üstün aydır. Bu ayın günleri, geceleri ve saatleri en faziletlidir. Allah bu ayda sizi kendi ziyafetine davet ederek, sizlere değer vermiştir. Nefesleriniz zikir, uykularınız ibadet, amelleriniz makbul ve dualarınız kabul etmiştir. Öyleyse doğru niyet ve temiz bir kalple Allah'a dua edin ki; size bu ayın orucunu tutmaya, Kuran'ını okumaya muvaffak etsin şüphesiz halkın en kötüsü bu ayda bağışlanmayanlardır." Ramazan, azimle ve irade ile kulluğun dünyasını inşa etmektir. Bu yönüyle Ramazan orucu bütün toplumu tüm katmanlarıyla kuşatan sosyal işleyişin her ayrıntısına sirayet eden bir ibadettir. Aşk ve imanla dolan yürekler birbirlerine yanaşır, kalpler birbirine tutunur; erdem, iyilik, yardımlaşma çoğalır, sevaplar günahların geçmesine izin vermeyecek şekilde tutar. Anlayışlı, sevgi dolu, öfkesiz, kaprissiz, hasetsiz, her an Allah'ın gözetiminde olduğunu bilen nefis; Allah'a yönelerek, ona yönelişi yaşam stili haline dönüştürür. Ramazan ayı, bayram ayıdır aslında. Niçin olmasın ki? Zira insanlar için saadet yolunun kılavuzu Kuran bu ayda indirilmeye başlanmıştır, bin aydan hayırlı Kadir gecesi bu aydadır, bu ayda cennetin kapıları ardına kadar açılır, cehennem kapıları da tamamen kapatılır ve azgın şeytanlar zincire vurulurlar. Bunlar Allah Resulü'nün beyanları, kuru ümit edebiyatı değil. Bir kazanma ayıdır Ramazan. Öteleri, cennetleri, Rabbi ve Rabbin hoşnutluğunu kazanma ayı. Ramazan'ın her anı böyle bir kazancı sağlayıcı özelliğe sahiptir. Oruçlar, namazlar, dualar, münacatlar, iftarlar, sahurlar, sadakalar, fitreler. Hepsi birer sevap makinesi gibi işler, uygulayıcılarını sonsuz nimet ve saadetlere eriştirir. Merhameti geniş olan Allah, her hayırlı amele yedi, yetmiş, yedi yüz ve hatta daha fazla sevap verirken, Ramazan orucunun sevabına ise bedel koymamıştır. "Ramazan orucu benimdir, benim içindir. Madem kulum benim için şehvetini ve yemeğini terk ediyor. Ben de onu dilediğim gibi mükâfatlandıracağım" buyurmuştur. Mükâfatının ne olduğunu bildirmemiştir. Belli ki insanoğlunun idrak sınırlarını şan bir durumdur bu. Oruç tutuyoruz. Tutuyor ve ondan aşk, feyiz, ilham, erdem, iyilik, aşkınlık alıyoruz. Oruçtan ışık, istikamet, güç, enerji alıyoruz. Bir başka açıdan da sanki biz değil de oruç bizi tutuyor. Tutuyor elimizden ve ayaklarımız sürçüp de düştüğümüz yerden kaldırıyor, tam kalbimizden tutarak bizi içine düştüğümüz çukurdan, karanlıktan, boşluktan, körlükten, duyarsızlıktan ayağa kaldırıyor. Bizi bizden alıp götürüyor; ne güzel bir gidiş bu ve bizi alıp bize getiriyor; ne güzel bir geliş bu... İşte, böyle bereketlerle dolu, insan yetiştirme ayı olan Ramazan ayı karşısında, şeytanın çileden çıkması onun tabiatının gereğidir, çünkü o daha insan ilk yaratıldığında kemale ulaşmasının/kendisin yetiştirmesinin önünü alacağına dair şöyle yemin etmişti: "Zatına yeminler olsun ki, hepsini yoldan çıkaracağım!" Bu ayda şeytanlar böyle çıldırır, bir de insanlardan şeytanlar vardır ki, onlar şeytanlardan daha çok kudururlar. Camileri dolduğunu gören namaz düşmanları, kadınların hicaba büründüklerini gören başörtü hainleri ve insanların guruh guruh Allah'a doğru yola koyulduklarını gören Allah tanımazlar daha bir delirirler. Öyleyse, Ramazan'ın bereketi çıldırtır şeytanı ve şeytan durumunda olan bir kısım habis insanları. Bu ayda insan önce bir yakzeyle kendine gelir, hayatın anlamını düşünmeye, özüne inmeye başlar, kendisine kendisiyle ilgili sorular sorar, hafiften de olsa kendisini tanımaya çalışır. Eğer gerisi gelir ve kalbinin sesini dinlerse ancak o zaman ilerleye bilir, yok eğer bir uyanış ve bitiş olursa Ramazan'dan yararlanamaz dolayısıyla insan olmaktan da geri kalır. Demek ki; önce derdin farkına varmak gerek, kalp, derdinin ne olduğunu anladığı zaman, bütün bu sıkıntıların, ihtiyaçların ve dertlerin tek kapısı olan rahmana doğru yönelir, tam bir şükraniyet, medyuniyet, ıstırap ve pişmanlık haleti ruhiyesiyle. Yüzler Kâbe-i Muazzamaya özler ise Allah-u Teâlâ'ya teveccüh eder. Allah da kalbe teveccüh eder ve O bir kalbe teveccüh etti mi artık taş kalpli olmaktan çıkar, ilahi nesimleri almak için en güzel yere dönüşür. "Şüphesiz ki Allah sizin bedenlerinize veya suretlerinize bakmaz; belki kalbinize ve amellerinize nazar eder" ve Allah bir kalbe teveccüh/nazar etti mi oraya kendi sevgisini yerleştirir. Ey Gönül! Sendedir Cehennem ateşi ve dahi Cennet sende Sendedir iki cihan mülkünün tamamı sende Gafil olma, gözünü aç, büyük âlem sensin Sidre, Levh, Kalem ve Arş-ı Muallâ sensin. Bütün bunlar Ramazan ayında olur, Ramazan'ı en güzel şekilde değerlendirenler için. Bu ayda ilahi aşk sergerdan olur; duygu yüklü kalplerde, temiz fıtratlarda kendisi için bir yer aramaya koyulur. Böylece insan derdin ne olduğunu anlayıp, sonrasında gözyaşıyla tövbe ederek yeniden rıza-i ilahiye ulaşmak istedin mi, bu sefer Rab onun elinden tutarak kendisine doğru çeker. Evet, Ramazan'la kendini yetiştirmeye başlamışsındır. Dualar, ibadetler, tefekkürler ve dostla yapılan samimi münacatlar en hızlı şekilde seni Allah'a ulaştıracaktır. Böylece ruhun, kendisi için gerekli olan ekmeğini, suyunu, tekâmülü için gerekli olan her şeyi almıştır artık… Sonrasında kalpte Allah'ın sevgisi oluşmaya başlar. Dünyanın hiçbir lezzetiyle kıyaslayamayacağın güzellikte tat almaya başlarsın. Lakin unutmamak gerekir ki sevgi, çiçek misalidir. Sevgi çiçeği ne ister? Sevgi çiçeği gözyaşı ister. Sevgi çiçeği alın teri ister. Sevgi çiçeği kan ister. Gözyaşı dökülmeden, alın teri akıtılmadan sevgi hiçbir zaman hakikat olamaz. İlahi aşkın ispatı; gözyaşı, alın teri ve en sonunda da tüm varlığınla onun yolunda feda olmaktır, dünya ve mafihten tamamen kendini soyutlamandır. Ma hasili hud der seri hamhane nehadiym Mehsulu dua der rehi canane nehadim Der hermeni sed zahit akil zened ateş İyn dağ ki ma ber dili divane nehadim. Biz her şeyimizi aşk yolunda bağışladık, Duadan elimize geçeni sevgiliye bağışladık. Yüzlerce akıllı zahit harmanına ateş saldık, Aşk ateşiyle ki, delice gönlümüze bağışladık. Bu yüzden Ramazan, Rahman ve Rahim Allah'ın bizlere vermiş olduğu en güzel nimettir. Maşukun aşığa verdiği en güzel hediyedir, cananın yanından ayrılıp, arş bahçesinden geçen, misk kokuları yayarak dünya ehline sunulan en kıymetli armağan… Ramazan; Gözyaşlarının kaynağı, Teşekkür olarak sunulan bir duanın… Kadir gecesiyle, İftar için alınan pidelerle, Namaz sonrası verilen hurmalarla, Kuran tilavetiyle, Gece ibadetine kalkanlarla, Aşka mana veren gözyaşlarıyla, Kıyamlar, kuudlar, kunutlarla, Ve… Islak yüzlerle, Kumeyl, Ebu Hamza ve İftitah duasıyla, Bir de! Heyecanla sahura kalkmayla Sonra kılınan iki rekât namazla… İşte Ramazan insanı böyle Allah'a âşık eder. İnsan Ramazan'la Allah'ı sever, bu sevme abd ile mabut ilişkisini geçerek, âşık ile maşuk ilişkisine dönüşür. Ramazan'la gelen ve potansiyel olarak Ramazan'da bulunan fırsatları değerlendiren bir insan, Ramazan geçince hayıflanmaz. Çünkü o burnunun yere sürtülmesine maruz kalmayacak, kendisine "veyh" çekilmeyecek bir insan kıvamını kazanır. O, Ramazan ayını iyi değerlendirmiş ve Allah'ın mağfiretine mazhar olmuştur Üç aylar, Recep, Şaban ve Ramazan derken.. hepsi bitiverir işte. Peki, ne yaptık, kalbimizin sesini ne kadar dinledik, oturup hiç yüreğimize kulak verdik mi? Ramazan'ın ilk nesimleriyle oluşan uyanışların peşi sıra tövbe edebildik mi? İlâhî bir insan olmak için ne kadar çaba saffettik, hangi nahoşlukları bertaraf? Daha vakit varken bu dertle dertlenmeliyiz, yoksa Ramazan biter ve biz hala eski halimizde kalırız, zavallıca dünyevi lezzetlerin esiri olarak. İnsan olmak için Ramazan'da bir adım dahi atamayan, ilah-i aşka ulaşmak bir yana, İlah'ı bile tanıyamaz. Fırsatlar bulut misali hemen geçip gider, sonra yakalanamaz, ne kadar ahu figanlar edilse de nafile, geçen zaman asla geri gelmez. Ya bu Ramazan'dan en azami şekilde yararlanacağız ya da yine on bir ay beklemek zorunda kalacağız, her şeyden, bütün güzelliklerden habersiz olarak

 

3286 Defa Okunmuştur.

 

Yorum Ekle

Yazdır
 

YORUMLAR

ehlibeytgencligi

YAZARIN DİĞER YAZILARI

27/09/2010 - 11:00 Ramazan İle Sonsuzlaşmak

19/02/2010 - 09:57 Yitik A nlam Peşinde
 
 
Multimedia
Anket

Sitemizin yeni halini nasıl buldunuz?

Seçenekler
Kötü
İyi
Çok iyi

Sonuçları Göster

 
 
 
 
Ehlibeyt Gençliği 1

Sevginin Saf Kaynağı
Ehlibeyt Gençliği 3

SONSUZA KADAR ALACAKLI OLMAK
Ehlibeyt Gençliği 2

Allah’a Yolculuk
Ehlibeyt Gençliği 4

İslâm Öncesi Dinlerde Mehdi İnancı
Ehlibeyt Gençliği 5

Gaybet'i Kübradan Sonra
Ehlibeyt Gençliği 6

Algılama ve Düşünme Üzerine
Ehlibeyt Gençliği 6

Ramazan İle Sonsuzlaşmak
Ehlibeyt Gençliği 7

İsrail'i Kim Şımarttı
Yazilan yazilar yazarin kendi sorumlulugundadir. Sitemiz bundan sorumlu tutulamaz
Konuk Yazarlar
Bir Ayet
Dinde baskı-zorlama-tiksindirme yoktur. Doğru bilgiye dayalı eriş, bozuk bilgiye dayalı sapıştan açık bir biçimde ayrılmıştır. Her kim tâğuta sırt dönüp Allah'a inanırsa hiç kuşkusuz sapasağlam bir kulpa yapışmış olur. Kopup parçalanması yoktur o kulpun. Allah, hakkıyla işiten, en iyi biçimde bilendir.


( BAKARA - 256)

Bir Hadis
Size bir ihtiyacını söyleyip el açan biri, böylece onurunu size takdim ediyor demektir; o halde siz de kendi onurunuza saygılı davranın ve onun ihtiyacını giderin.Hz.Hüseyin (a.s)
Tarih & Saat
Ençok Okunanlar
Yazarlar
Ana Sayfa Hakkımızda İletişim Ziyaretçi Defteri Foto Galeri Linkler

Ehlibeytgencligi.com İnternet üzerinden yayın yapmaktadır. Tüm hakları Saklıdır © 2008 İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Tasarım & Yazılım :
Networkbil.Net